Mayaların kehanetlerle dolu takvimi, kendi sonlarını da ayrıntılı bir şekilde anlatıyordu. Mayaların bu öngörüsüne modern insan, sadece 12 yıl önce bilimsel açıklama getirebildi.
Maya Uzmanı Astrofizikçi Cotterell, "Vatico Latin Kitabesi"ne göre Aztekler'in Mayalar'dan farklı olarak daha önce yaşanılan dört çağı farklı ezoterik (gizli öğreticilik) ve sembolik üsluplarla anlattığını söylüyor. Üstelik Cotterell, bu çağlarda adı geçen tanrıları Yazıt Tapınağı'ndaki mezarların üstündeki "Palanque Kapağı"nda da keşfetmeyi başardı. Bu çağlara ilişkin bilgilerin ayrıntıları şöyle;
Birinci Güneş Çağı: (Matlactili) 4008 yıl süren bu çağda yaşayanlar, mısırla beslenen devlerdi. Güneş, su tarafından yok edilmişti. İnsanlar, balıklara dönüştürülmüştü. Bazıları bu afetten sadece Nene ve Tata adında bir çiftin, su kenarında yaşayan bir ağaç tarafından kaçırılıp kurtarıldıklarına inanmıştı. Diğerleri ise, sular çekilinceye kadar bir mağaranın içine saklanarak kurtulan yedi çift olduğunu savundu. Bu çağda hüküm süren tanrıça, Tlaloc'un karısı (Yeşim Etekli Tanrıça) Chalchiuhtlicue'dir.
Maya mezarındaki kıyamet kehaneti
MEZAR TAŞINDAKİ ŞİFRE : En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda bululan mezar taşının kapağındaki şifrenin çözülmesiyle oldu. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirildiğinde ortaya bir Jaguarun ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler.
Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi...
Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen Güneş Haçı'nın üzerindeki delikler ise Güneş'in manyetik hareketlerini temsil etmekteydi. İşte bu Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yani yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir.. İlginçtir ki şu andaki iklim değişiminin nedenlerini Güneş'e bağlayan bilim adamları da çok sayıda... Yalnız Mayalar'ın değil Sümer takvimlerinin de aynı tarihleri işaret etmekte olduğu da söyleniyor.
ALTIN ÇAĞ
Düşen insanlık tekrar yukarı çıkacak ve bu çıkış 2012'de başlayacak. Yine iddialara göre çıkış süreci başladı, belki de 2012 bir final olabilir. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım da deniyor. Yani kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demek. Ayrıca kıyamet tasavvufi ve ezoterik anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demek. Ve bu uyanıştan kastedilen şey ruhsal aydınlanma... Bu nedenle verilen tarih çok önemli.
yaşam ve insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam ve insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Şubat 2022 Çarşamba
20 Ocak 2022 Perşembe
Evden çaldıkları paralar ile kızlarla alem yaptılar.
16 Ocak tarihinde Erenler ilçesi Kayalarreşitbey Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, E.Y.Ö. isimli vatandaşın evinden 35 bin dolar ve 20 bin TL olmak üzere yaklaşık 475 bin TL değerinde nakit para ile bazı eşyalar çalındı. Konununun haber verilmesi üzerine harekete geçen jandarma ekiplerince olayın faillerinin A.C.H. (20), S.S.Ç. (17), A.B. (17) ve M.N. (17) isimli şahıslar olduğunu tespit edildi. Görevli Ekiplerce yakalanan şüphelilerden A.C.H. ve A.B. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, diğer iki şüpheli ise serbest bırakıldı. Şüphelilerden ele geçirilen 400 dolar ve çalıntı eşyalar sahibine teslim edilirken, bahse konu olayda adı geçen ve yakalanan Y.T. (38)’de tutuklanarak cezaevine gönderildi.
22 Ocak 2021 Cuma
50 liraya 1 hafta nasıl yaşanır,sırrı ne?
50TL'ye Kim Daha Uzun Süre Geçinebilecek?
Bedava yaşıyoruz vesselam! Hava bedava su bedava? Bu pahalılıkta ucuza yaşamanın sırrı?
Bedava yaşıyoruz vesselam! Hava bedava su bedava? Bu pahalılıkta ucuza yaşamanın sırrı?
22 Mayıs 2020 Cuma
Bayramda sokağa çıkma yasağında marketler açık olacak mı?
BAYRAMDA MARKETLER AÇIK MI?
23 Mayıs Cumartesi günü Market ve Bakkallar 10:00 - 17:00 saatleri arası açık olacaklar.Bayramın 1.-2. ve 3. günü ise kapalı olacaklar.
24-26 Mayıs arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler ile online satış yapan işletmeler kapalı olacaktır. 23-26 Mayıs'ta ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleriyle bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, ayrıca tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri açık olacaktır. Bu iş yerlerinde sadece ekmek, unlu mamul ve tatlı satışı yapılabilecek."
23-26 MAYIS SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINDA NERELER AÇIK?
Genelgede, 22 Mayıs saat 00.00 ile 26 Mayıs saat 00.00 arasında 81 ilin sınırları içinde bulunan vatandaşların sokağa çıkmalarının kısıtlanacağı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:
"Sokağa çıkma kısıtlamasının günlük hayata etkisini en az düzeyde tutmak amacıyla, market, bakkal, manav, kasaplar ve kuruyemişçiler, sokağa çıkma kısıtlaması öncesinde 21 Mayıs perşembe ve 22 Mayıs cuma günü market, bakkal, manav, kasaplar ve kuruyemişçiler saat 23.00'e kadar faaliyetlerine devam edebilecek. Kısıtlamanın olduğu cumartesi günü market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek, vatandaşlarımız (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş ve altında bulunanlar hariç olmak üzere) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmasıyla sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebilecektir. Aynı saatler arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler evlere/adrese servis şeklinde de satış yapabileceklerdir. 24-26 Mayıs arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler ile online satış yapan işletmeler kapalı olacaktır. 23-26 Mayıs'ta ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleriyle bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, ayrıca tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri açık olacaktır. Bu iş yerlerinde sadece ekmek, unlu mamul ve tatlı satışı yapılabilecek."
23 Mayıs Cumartesi günü Market ve Bakkallar 10:00 - 17:00 saatleri arası açık olacaklar.Bayramın 1.-2. ve 3. günü ise kapalı olacaklar.
24-26 Mayıs arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler ile online satış yapan işletmeler kapalı olacaktır. 23-26 Mayıs'ta ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleriyle bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, ayrıca tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri açık olacaktır. Bu iş yerlerinde sadece ekmek, unlu mamul ve tatlı satışı yapılabilecek."
23-26 MAYIS SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINDA NERELER AÇIK?
Genelgede, 22 Mayıs saat 00.00 ile 26 Mayıs saat 00.00 arasında 81 ilin sınırları içinde bulunan vatandaşların sokağa çıkmalarının kısıtlanacağı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:
"Sokağa çıkma kısıtlamasının günlük hayata etkisini en az düzeyde tutmak amacıyla, market, bakkal, manav, kasaplar ve kuruyemişçiler, sokağa çıkma kısıtlaması öncesinde 21 Mayıs perşembe ve 22 Mayıs cuma günü market, bakkal, manav, kasaplar ve kuruyemişçiler saat 23.00'e kadar faaliyetlerine devam edebilecek. Kısıtlamanın olduğu cumartesi günü market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek, vatandaşlarımız (65 yaş ve üzeri ile 20 yaş ve altında bulunanlar hariç olmak üzere) zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmasıyla sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip gelebilecektir. Aynı saatler arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler evlere/adrese servis şeklinde de satış yapabileceklerdir. 24-26 Mayıs arasında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler ile online satış yapan işletmeler kapalı olacaktır. 23-26 Mayıs'ta ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleriyle bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, ayrıca tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri açık olacaktır. Bu iş yerlerinde sadece ekmek, unlu mamul ve tatlı satışı yapılabilecek."
2 Mart 2020 Pazartesi
Kocası zehirlendi,karısının sevgilisiyle fotografı ortaya çıktı.
ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında Manisa'da yaşayan evli ve iki çocuk babası Sezai Harman'ın eşi Ayşe Hanım tarafından zehirlenerek öldürüldü iddiası canlı yayında araştırılmaya devam ediliyor.
Akıl almaz ölüm hakkında çeşitli iddialar ortaya atılırken, Müge Anlı, Sezai beyin ölümüyle ilgili vücudunda zehir bulunduğunu açıkladı. Yaşanan gelişmelerin ardından canlı yayında Ayşe Hanımın sevgilisi olduğu iddia edilen kişi ile görüntüleri ortaya çıktı.
Müge Anlı'da ölümü araştırılan 64 yaşındaki Sezai Harman, 18 Mart 2019 tarihinde Manisa Ahmetli'deki evinde fenalaştıktan sonra hastaneye götürüldü. Aile Sezai Bey'in, eşi Ayşe Hanım'ın zehirleyerek öldürdüğünden şüphelendiklerini ileri sürdü. Ayşe Hanım'ın kızları da üvey babalarını annelerinin zehirlemiş olabileceğini iddia etti. Ortaya çıkan Adli Tıp Raporu ise bunu doğrular nitelikte.
Annem zehirleri ortadan kaldırdı Sezai Harman'ın ölümündeki şüpheler üzerine jandarma ekiplerinin evde arama yaptığı ve yakınlarının ifadesine başvurduğu da öğrenildi. Kızının canlı yayında yaptığı açıklamalar ise tüyler ürpertti. Sezai beyin kızı jandarma ekipleri eve geldiğinde "Komutana zehrin olduğu yeri gösterdim.O sırada annem bana işaret edip 'Her şeye karışıyorsun sen ağzını tutsana sen' dedi. Komutanda annemin hareketini gördü ne diyor o dedi. Bende anneme kondurmadım komutana başka bir şey söyledim o an da kıvırdım olayı. Bir zaman sonra gittim baktım oraya ne zehirler kalmış ne başka bir şey. Annem orayı temizlemiş." açıklamalarını yaptı.
Çabuk ölsün diye zehri verdim... Sezai beyin kardeşinin canlı yayında yaptığı açıklamada tüyler ürperten cinsten. Ayşe hanımın Sezai beyin kız kardeşine " İlk zehirlendiğinde benim yanıma geldi Ayşe... Ben onun öldüğüne acımıyorum diyor acı duyduğuna acıyorum diyor. Çabuk ölsün diye zehri verdim gibisine getirmeye çalışıyor" dedi.
Aile ise Sezai Harman'ın akşam yemeğinde zehirlendiği iddiasında bulunuyor... Ancak Sezai beyin eşi Ayşe Harman'ın iddiasına göre ise bir gün önce tarım ilacı döküyor 24 saat sonra belirtilerini gösterdiği yönünde. Diğer taraftan Sezai beyin kızı Eda'nın çocuğunun anlatımına göre, Sezai bey yemek yedikten sonra hastalanmaya başladı. Bütün bu bilgilerden sonra Ayşe hanımın açıklamaları ise çelişkiye düştü ve en büyük şüpheli durumuna düştü.
Ayşe Harman : Damadım bana tecavüz etti Ayşe hanım ile ilgili en büyük iddia ise sevgilisi olduğu yönündeydi. Ayşe Harman, Sezai Harman'ın ölümünden sonra evden çıkmadığı için damadının kendisine tecavüz ettiğini ve üzerindeki kıyafetleri parçaladığını iddia etti.
ATV Müge Anlı Tatlı Sert'te Sezai Harman olayında yeni gelişme! Eşinin yasak aşk fotoğrafı çıktı Ayşe Harman'ın sevgilisi ile fotoğrafı : Ayşe Hanım'ın sevgilisi olduğu iddia edilen kişi ise Müge Anlı canlı yayınına bağlanarak, Ayşe Hanım'ın şoförlüğünü yaptığını, yardımcı olduğunu ileri sürmüştü. Ortaya çıkan fotoğraf ise hem Ayşe hanımı hemde şoförlüğün yaptığı açıklamaları çürüten cinsten.
Akıl almaz ölüm hakkında çeşitli iddialar ortaya atılırken, Müge Anlı, Sezai beyin ölümüyle ilgili vücudunda zehir bulunduğunu açıkladı. Yaşanan gelişmelerin ardından canlı yayında Ayşe Hanımın sevgilisi olduğu iddia edilen kişi ile görüntüleri ortaya çıktı.
Müge Anlı'da ölümü araştırılan 64 yaşındaki Sezai Harman, 18 Mart 2019 tarihinde Manisa Ahmetli'deki evinde fenalaştıktan sonra hastaneye götürüldü. Aile Sezai Bey'in, eşi Ayşe Hanım'ın zehirleyerek öldürdüğünden şüphelendiklerini ileri sürdü. Ayşe Hanım'ın kızları da üvey babalarını annelerinin zehirlemiş olabileceğini iddia etti. Ortaya çıkan Adli Tıp Raporu ise bunu doğrular nitelikte.
Annem zehirleri ortadan kaldırdı Sezai Harman'ın ölümündeki şüpheler üzerine jandarma ekiplerinin evde arama yaptığı ve yakınlarının ifadesine başvurduğu da öğrenildi. Kızının canlı yayında yaptığı açıklamalar ise tüyler ürpertti. Sezai beyin kızı jandarma ekipleri eve geldiğinde "Komutana zehrin olduğu yeri gösterdim.O sırada annem bana işaret edip 'Her şeye karışıyorsun sen ağzını tutsana sen' dedi. Komutanda annemin hareketini gördü ne diyor o dedi. Bende anneme kondurmadım komutana başka bir şey söyledim o an da kıvırdım olayı. Bir zaman sonra gittim baktım oraya ne zehirler kalmış ne başka bir şey. Annem orayı temizlemiş." açıklamalarını yaptı.
Çabuk ölsün diye zehri verdim... Sezai beyin kardeşinin canlı yayında yaptığı açıklamada tüyler ürperten cinsten. Ayşe hanımın Sezai beyin kız kardeşine " İlk zehirlendiğinde benim yanıma geldi Ayşe... Ben onun öldüğüne acımıyorum diyor acı duyduğuna acıyorum diyor. Çabuk ölsün diye zehri verdim gibisine getirmeye çalışıyor" dedi.
Aile ise Sezai Harman'ın akşam yemeğinde zehirlendiği iddiasında bulunuyor... Ancak Sezai beyin eşi Ayşe Harman'ın iddiasına göre ise bir gün önce tarım ilacı döküyor 24 saat sonra belirtilerini gösterdiği yönünde. Diğer taraftan Sezai beyin kızı Eda'nın çocuğunun anlatımına göre, Sezai bey yemek yedikten sonra hastalanmaya başladı. Bütün bu bilgilerden sonra Ayşe hanımın açıklamaları ise çelişkiye düştü ve en büyük şüpheli durumuna düştü.
Ayşe Harman : Damadım bana tecavüz etti Ayşe hanım ile ilgili en büyük iddia ise sevgilisi olduğu yönündeydi. Ayşe Harman, Sezai Harman'ın ölümünden sonra evden çıkmadığı için damadının kendisine tecavüz ettiğini ve üzerindeki kıyafetleri parçaladığını iddia etti.
ATV Müge Anlı Tatlı Sert'te Sezai Harman olayında yeni gelişme! Eşinin yasak aşk fotoğrafı çıktı Ayşe Harman'ın sevgilisi ile fotoğrafı : Ayşe Hanım'ın sevgilisi olduğu iddia edilen kişi ise Müge Anlı canlı yayınına bağlanarak, Ayşe Hanım'ın şoförlüğünü yaptığını, yardımcı olduğunu ileri sürmüştü. Ortaya çıkan fotoğraf ise hem Ayşe hanımı hemde şoförlüğün yaptığı açıklamaları çürüten cinsten.
26 Şubat 2020 Çarşamba
11 Ağustos 2014 Pazartesi
Yezidi kadın ve çocukları diridiri gömdüler
Irak İnsan Hakları Bakanı Muhammed El Sudani, ülkenin kuzeyinde IŞİD'in 500 Yezidi vatandaşı katlettiğini söyledi.
Iraklı Bakan Sudani, terör örgütü IŞİD'in, bazı Yezidi çocuk ve kadınları ise, diri diri gömdüğünü açıkladı.
Iraklı bakan, çocuk ve kadınların diri diri gömüldüğünü gösteren kanıtlar olduğunu vurguladı.
Irak İnsan Hakları Bakanı Muhammed El Sudani, 300 Yezidi kadının da, IŞİD militanları tarafından kaçırılarak, köle yapıldığını belirtti.
Iraklı Bakan Sudani, terör örgütü IŞİD'in, bazı Yezidi çocuk ve kadınları ise, diri diri gömdüğünü açıkladı.
Iraklı bakan, çocuk ve kadınların diri diri gömüldüğünü gösteren kanıtlar olduğunu vurguladı.
Irak İnsan Hakları Bakanı Muhammed El Sudani, 300 Yezidi kadının da, IŞİD militanları tarafından kaçırılarak, köle yapıldığını belirtti.
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Ünal Aysal Mykonos’ta 25 bin euro hesap ödedi
İSPANYOL sanatçı Julio Iglesias ile Yunan sanatçı Antonis Remos, geçtiğimiz hafta sonu Yunan adası Mykonos’un ünlü mekânlarından Nammos’ta aynı sahneyi paylaştı.
Konseri izleyenler arasında Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ve eşi Fani Aysal da vardı. Yunanistan’ın haftalık Proto Thema gazetesi, gecede en yüksek hesabı Aysal çiftinin oturduğu masanın ödediğini öne sürdü. Gazetede yer alan habere göre Ünsal ile eşinin yanı sıra iki otel sahibi Türk’ün de bulunduğu sahne önündeki masaya yaklaşık 25 bin euro hesap geldi. Julio Iglesias’ın 335 bin, Remos’un ise 70 bin euro ücret karşılığında sahneye çıktığı konserde Nammos’un kasasına 1.5 milyon euro girdi.
Yaklaşık 2 bin kişinin izlediği konserde bilet fiyatları, sahne önündeki masalar için kişi başı 1000, ikinci sıradaki masalar için 600, üçüncü sıradaki masalar için ise 300 euro’ydu.
Konseri izleyenler arasında Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ve eşi Fani Aysal da vardı. Yunanistan’ın haftalık Proto Thema gazetesi, gecede en yüksek hesabı Aysal çiftinin oturduğu masanın ödediğini öne sürdü. Gazetede yer alan habere göre Ünsal ile eşinin yanı sıra iki otel sahibi Türk’ün de bulunduğu sahne önündeki masaya yaklaşık 25 bin euro hesap geldi. Julio Iglesias’ın 335 bin, Remos’un ise 70 bin euro ücret karşılığında sahneye çıktığı konserde Nammos’un kasasına 1.5 milyon euro girdi.
Yaklaşık 2 bin kişinin izlediği konserde bilet fiyatları, sahne önündeki masalar için kişi başı 1000, ikinci sıradaki masalar için 600, üçüncü sıradaki masalar için ise 300 euro’ydu.
2 Ağustos 2014 Cumartesi
Her şehirde Bilim Merkezleri kurulması planlanıyor.
Pilot illerde başlatılarak 2023 yılına kadar tüm illerde yaygınlaştırılacak olan merkezler bilime ilgi duyan her yaştan insana açık olacak ve farklı birikime sahip kişilerin buluşmasını sağlayacak.
Sanayinin gelişmesi için yatırımlarına hız kesmeden devam eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi için "Bilim Merkezleri" projesini hayata geçiriyor.
HERKES FAYDALANACAK
Proje hakkında bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilim Merkezleri'nin 2016 yılına kadar tüm büyükşehirlerde faaliyete geçeceğini söyledi. Işık, "Merkezlerin kapısı bilime ilgi duyan herkese açık olacak. Girişimciler dokunarak, görerek, okuyarak ve dinleyerek öğrenme yetilerini geliştirecekler. Bu merkezleri 2023 yılına kadar tüm illerimizde oluşturulacak" dedi.
YENİ EĞİTİM MODELİ OLUŞACAK
Bakanlık ayrıca çocuklara bilimi sevdirecek yeni eğitim modellerini de hayata geçirecek. Müslüman bilim adamlarının tarih boyunca gerçekleştirdiği buluş ve çalışmaları da, özel bir dosyada derlenerek öğrencilere dağıtılacak. Bakanlığa bağlı TÜBİTAK tarafından da, potansiyele sahip çocuklar ve gençler için destek programları oluşturuluyor. Eğitim sisteminde, araştırmaya ve proje tabanlı eğitime yönelik köklü değişiklikler yapılmasını da hedefleyen TÜBİTAK, bu amaçla MEB başta olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalar da yürütüyor. Üniversitelerde ise Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik derslerine öncelik verilmesi hedefleniyor.
Sanayinin gelişmesi için yatırımlarına hız kesmeden devam eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi için "Bilim Merkezleri" projesini hayata geçiriyor.
HERKES FAYDALANACAK
Proje hakkında bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilim Merkezleri'nin 2016 yılına kadar tüm büyükşehirlerde faaliyete geçeceğini söyledi. Işık, "Merkezlerin kapısı bilime ilgi duyan herkese açık olacak. Girişimciler dokunarak, görerek, okuyarak ve dinleyerek öğrenme yetilerini geliştirecekler. Bu merkezleri 2023 yılına kadar tüm illerimizde oluşturulacak" dedi.
YENİ EĞİTİM MODELİ OLUŞACAK
Bakanlık ayrıca çocuklara bilimi sevdirecek yeni eğitim modellerini de hayata geçirecek. Müslüman bilim adamlarının tarih boyunca gerçekleştirdiği buluş ve çalışmaları da, özel bir dosyada derlenerek öğrencilere dağıtılacak. Bakanlığa bağlı TÜBİTAK tarafından da, potansiyele sahip çocuklar ve gençler için destek programları oluşturuluyor. Eğitim sisteminde, araştırmaya ve proje tabanlı eğitime yönelik köklü değişiklikler yapılmasını da hedefleyen TÜBİTAK, bu amaçla MEB başta olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalar da yürütüyor. Üniversitelerde ise Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik derslerine öncelik verilmesi hedefleniyor.
25 Temmuz 2014 Cuma
Bu işin saati 120 dolar.
Sarılarak terapi uzmanı.
Samantha Hess’in hayatı 29 yaşında kurduğu internet sitesiyle değişti. Hess’in yaptığı işin benzeri pek yok. Kendisi sarılarak terapi uygulama uzmanı.
Hess saati 60 dolara (yaklaşık 120 lira) insanlara sarılma terapisi uyguluyor. Hess’in aklına sarılarak para kazanma fikri 2012 yılında gelmiş. Okuduğu dergide bir adamın insanlara ‘bedava sarılma hizmeti’ verdiğiyle ilgili bazı bilgiler varmış. Business Insider’ın haberine göre Hess bu makaleyi okuduğu dönemlerde duygusal olarak da zor zamanlar geçiriyormuş. Yeni bir ilişkiye hazır olmamasına rağmen sarılmaya ihtiyacı varmış.
Hess bunun üzerine Cuddle Up To Me (cuddleuptome.com) isimli bir internet sitesi kurmuş. Bu sitede verdiği hizmetlerden bahsediyor.
Sarıldığı erkeklerin yüzde 90’ının 20 yaşın üstünde olduğunu belirtiyor. Müşterilerinin çoğu daha önce geçirdikleri psikolojik travmadan dolayı kimseye dokunmak istemiyormuş. Hess, “Bir bakıma psikolojik tedavi hizmeti de veriyorum” diyor.
Samantha Hess’in hayatı 29 yaşında kurduğu internet sitesiyle değişti. Hess’in yaptığı işin benzeri pek yok. Kendisi sarılarak terapi uygulama uzmanı.
Hess saati 60 dolara (yaklaşık 120 lira) insanlara sarılma terapisi uyguluyor. Hess’in aklına sarılarak para kazanma fikri 2012 yılında gelmiş. Okuduğu dergide bir adamın insanlara ‘bedava sarılma hizmeti’ verdiğiyle ilgili bazı bilgiler varmış. Business Insider’ın haberine göre Hess bu makaleyi okuduğu dönemlerde duygusal olarak da zor zamanlar geçiriyormuş. Yeni bir ilişkiye hazır olmamasına rağmen sarılmaya ihtiyacı varmış.
Hess bunun üzerine Cuddle Up To Me (cuddleuptome.com) isimli bir internet sitesi kurmuş. Bu sitede verdiği hizmetlerden bahsediyor.
Sarıldığı erkeklerin yüzde 90’ının 20 yaşın üstünde olduğunu belirtiyor. Müşterilerinin çoğu daha önce geçirdikleri psikolojik travmadan dolayı kimseye dokunmak istemiyormuş. Hess, “Bir bakıma psikolojik tedavi hizmeti de veriyorum” diyor.
20 Temmuz 2014 Pazar
62 yaşında geline 9 yaşında damat
Güney Afrika'da yaşayan 62 yaşındaki Helen Shabangu isim kadın, 9 yaşındaki Saneie Masilele'le ikinci kez evlendi.
Güney Afrika’da yaşayan Saneie Masileleadında 9 yaşındaki çocuk kendinden tam 53 yaş büyük 62 yaşında bir kadınla evlendi.
Bir yıl önce de aynı kadınla evlenerek dünyanın en genç damadı unvanını alan Saneie Masilele, yaşları 28 ile 38 arasında değişen beş çocuk annesiHelen Shabangu ile yeniden evlendi.
Yaklaşık 100 kişilik davetli gurubundan oluşan düğünde Helen’in uzun süreli kocası 66 yaşındaki Alfred Shabangu da tıpkı geçen sene olduğu gibi yerini aldı. Düğünde 62'lik gelinle 9'luk damat öpüşmeyi de ihmal etmedi.
Güney Afrika’da yaşayan Saneie Masileleadında 9 yaşındaki çocuk kendinden tam 53 yaş büyük 62 yaşında bir kadınla evlendi.
Bir yıl önce de aynı kadınla evlenerek dünyanın en genç damadı unvanını alan Saneie Masilele, yaşları 28 ile 38 arasında değişen beş çocuk annesiHelen Shabangu ile yeniden evlendi.
Yaklaşık 100 kişilik davetli gurubundan oluşan düğünde Helen’in uzun süreli kocası 66 yaşındaki Alfred Shabangu da tıpkı geçen sene olduğu gibi yerini aldı. Düğünde 62'lik gelinle 9'luk damat öpüşmeyi de ihmal etmedi.
18 Temmuz 2014 Cuma
Türüt 18 yıllık eşini boşadı!
Boşanmak İsmail Türüt'e Pahalıya Patladı!
18 yıllık eşi Ayşe Türüt'ten boşanan İsmail Türüt yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kaldı. İsmail Türüt mahkeme tarafından haksız bulundu ve 500 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Ayşe Türüt, İsmail Türüt'ün kendisini aldattığını söyledi. Boşanmak İsmail Türüt'e pahalıya patladı!
İSMAİL TÜRÜT'E TAZMİNAT ŞOKU!
Yılların sanatçısı İsmail Türüt 18 yıllık eşi Ayşe Türüt ile boşandı. Ayşe Türüt, eşinin evini ve çocuklarını ihmal ettiğini söyledi. İsmail Türüt ile kaçarak ve severek evlendiklerini söyleyen Ayşe Türüt, kendisi adına yazdığı türkülerin de bulunduğunu söyledi. Ayşe Türüt, dava açıldıktan sonra İsmail Türüt'ün çocuklarını eğitim açısından mağdur ettiğini söyledi. Eğitim ödemeleri yapılmadığı için büyük kızlarının okulu bırakmak istediğini söyleyen Ayşe Türk, yurtdışında okuyan çocukları Miraç'ın da, ödeme yapılmadığı için lise diploması alamadığını söyledi. Ayşe Türüt ayrıca İsmail Türüt'ün kendisini 1997 yılından beri N.T. isimli bir kadınla aldattığını söyledi. Ayşe Türüt 750 bin lira maddi ve 1 milyon lira da manevi tazminat talebinde bulundu.
Türkücü İsmail Türüt yaptığı savunmada, N.T. isimli arkadaşı ile Ayşe Türüt'ün tanıştığını belirtti. Ayşe Türüt ile ayrılmasına neden olan şeyin N. hanım olmadığını söyleyen İsmail Türüt, eşinin annesine ve babasına saygısızlık yaptığını söyledi. Aile değerlerinin çok önemli olduğunu söyleyen İsmail Türüt, annesine karşı Ayşe Türüt'ün saygısızca davrandığını belirtti. İstenen nafakayı çok zor şartlarda ödediğini söyleyen İsmail Türüt nafaka takdir edildikten sonra Miraç'ın yurt dışındaki eğitim giderlerini nafakaya dahil olduğunu düşünerek ödemediğini söyledi.
İsmail Türüt, Ayşe Türüt'ün kendisini çocuklarıyla ilgilenmeyen bir baba gibi göstererek şöhretine zarar verdiğini, televizyonlarda hakkında konuştuğunu belirtti. Mahkeme açıkladığı kararında İsmail Türüt'ü haksız buldu. İsmail Türüt 250 bin maddi 250 bin manevi tazminat ödeyecek. Ayrıca Ayşe Türüt'e her ay 4 bin lira nafaka ödeyecek. Kanada da eğitim gören 17 yaşındaki Mirat Türüt'ün diplomasını alabilmesi için de 23.500 dolar ödeyecek. Mahkeme çocukların velayetini de Ayşe Türüt'e verdi.
18 yıllık eşi Ayşe Türüt'ten boşanan İsmail Türüt yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kaldı. İsmail Türüt mahkeme tarafından haksız bulundu ve 500 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Ayşe Türüt, İsmail Türüt'ün kendisini aldattığını söyledi. Boşanmak İsmail Türüt'e pahalıya patladı!
İSMAİL TÜRÜT'E TAZMİNAT ŞOKU!
Yılların sanatçısı İsmail Türüt 18 yıllık eşi Ayşe Türüt ile boşandı. Ayşe Türüt, eşinin evini ve çocuklarını ihmal ettiğini söyledi. İsmail Türüt ile kaçarak ve severek evlendiklerini söyleyen Ayşe Türüt, kendisi adına yazdığı türkülerin de bulunduğunu söyledi. Ayşe Türüt, dava açıldıktan sonra İsmail Türüt'ün çocuklarını eğitim açısından mağdur ettiğini söyledi. Eğitim ödemeleri yapılmadığı için büyük kızlarının okulu bırakmak istediğini söyleyen Ayşe Türk, yurtdışında okuyan çocukları Miraç'ın da, ödeme yapılmadığı için lise diploması alamadığını söyledi. Ayşe Türüt ayrıca İsmail Türüt'ün kendisini 1997 yılından beri N.T. isimli bir kadınla aldattığını söyledi. Ayşe Türüt 750 bin lira maddi ve 1 milyon lira da manevi tazminat talebinde bulundu.
Türkücü İsmail Türüt yaptığı savunmada, N.T. isimli arkadaşı ile Ayşe Türüt'ün tanıştığını belirtti. Ayşe Türüt ile ayrılmasına neden olan şeyin N. hanım olmadığını söyleyen İsmail Türüt, eşinin annesine ve babasına saygısızlık yaptığını söyledi. Aile değerlerinin çok önemli olduğunu söyleyen İsmail Türüt, annesine karşı Ayşe Türüt'ün saygısızca davrandığını belirtti. İstenen nafakayı çok zor şartlarda ödediğini söyleyen İsmail Türüt nafaka takdir edildikten sonra Miraç'ın yurt dışındaki eğitim giderlerini nafakaya dahil olduğunu düşünerek ödemediğini söyledi.
İsmail Türüt, Ayşe Türüt'ün kendisini çocuklarıyla ilgilenmeyen bir baba gibi göstererek şöhretine zarar verdiğini, televizyonlarda hakkında konuştuğunu belirtti. Mahkeme açıkladığı kararında İsmail Türüt'ü haksız buldu. İsmail Türüt 250 bin maddi 250 bin manevi tazminat ödeyecek. Ayrıca Ayşe Türüt'e her ay 4 bin lira nafaka ödeyecek. Kanada da eğitim gören 17 yaşındaki Mirat Türüt'ün diplomasını alabilmesi için de 23.500 dolar ödeyecek. Mahkeme çocukların velayetini de Ayşe Türüt'e verdi.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Benzinlikte çırıl çıplak alışveriş.
34 yaşındaki Müşteri Cezar Zamadzki vasıtası ile cep telefonuna çekilen görüntüler sosyal medya vasıtasıyla hızlı bir biçimde bütün dünyaya yayıldı.
Cezar Zamadzki “Dışarısı fazla aşırı sıcak, yaklaşık 30 dereceydi lakin beni azami şaşırtan kadının çırıp çıplak olması ve çıplak alışveriş etmek fazla aşırı normalmiş benzeri davranmasıydı. Bizim buralarda böyle çıplak kişiye hiç rastlanmadı. Kadın bir sandviç ve meşrubat alarak dükkandan ayrılırken başka müşteriler tepki göstermediler lakin şaşırdılar” dedi. Cezar Zamandzki, kadının içkili veya uyuşturucu almış vaziyette olmadığını belirterek, sabırla sırada bekleyip, sırası gelince alışverişini yapıp dışarı çıktığını söyledi.
Müezzin bağış paralarını cebe indirdi.
Müezzin bağışı ‘cebe indirdi’
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde Bayülgen Camii’nde müezzin 47 yaşındaki M.B.’nin cemaatten cuma namazı sonrası ihtiyaçlar için toplanan yardım paralarını cebine koyması, bir vatandaş tarafından kamerayla görüntülendi.
Görüntüde M.B.’nin elindeki karton kutuda biriken paraları sayar gibi yaptığı, ardından etrafa bakınıp kimsenin kendisini izlemediğinden emin olduktan sonra paraları ceketinin iç cebine attığı görüldü.
Aynı işlemi dört kez tekrarlayan ve her defasında paraları farklı bir cebine koyan müezzinin, yardım kutusuna atılan bozuk paraların bir bölümünü de aynı şekilde alması dikkati çekti.
Görevden alınmadı!
Olay sonrası vatandaşlar, kaydettikleri görüntüleri İlçe Müftülüğü’ne iletti. Bunun üzerine M.B., ilk olarak İlçe Müftülüğü’nün emrine alındı. M.B.’nin görevden alınmamasına vatandaşlar tepki gösterdi. İlçe Müftüsü İbrahim Türedioğlu müezzin hakkında soruşturma başlatıldığınısöyledi.
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde Bayülgen Camii’nde müezzin 47 yaşındaki M.B.’nin cemaatten cuma namazı sonrası ihtiyaçlar için toplanan yardım paralarını cebine koyması, bir vatandaş tarafından kamerayla görüntülendi.
Görüntüde M.B.’nin elindeki karton kutuda biriken paraları sayar gibi yaptığı, ardından etrafa bakınıp kimsenin kendisini izlemediğinden emin olduktan sonra paraları ceketinin iç cebine attığı görüldü.
Aynı işlemi dört kez tekrarlayan ve her defasında paraları farklı bir cebine koyan müezzinin, yardım kutusuna atılan bozuk paraların bir bölümünü de aynı şekilde alması dikkati çekti.
Görevden alınmadı!
Olay sonrası vatandaşlar, kaydettikleri görüntüleri İlçe Müftülüğü’ne iletti. Bunun üzerine M.B., ilk olarak İlçe Müftülüğü’nün emrine alındı. M.B.’nin görevden alınmamasına vatandaşlar tepki gösterdi. İlçe Müftüsü İbrahim Türedioğlu müezzin hakkında soruşturma başlatıldığınısöyledi.
7 Temmuz 2014 Pazartesi
Ethem Sarısülük'ü öldüren polis tutuklandı.
Ankara'da Gezi Parkı protestolarına destek eylemlerinde Kızılay'da polisin silahından çıkan kurşunla vurularak hayatını kaybeden Ethem Sarısülük davasında mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı.
Kızılay'da polis memuru A.Ş.'nin silahından silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük davasının 6. duruşması yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.
Dava nedeniyle adliye çevresinde ve duruşma salonunda yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Saat 10.30'da başlayan duruşmaya sanık polis A.Ş., sanık ve mağdur avukatlarının yanı sıra Sarısülük'ün yakınları ve bazı CHP'li vekiller de katıldı.
''JANDARMALARI ÇIKARIN TALEBİNE'' RET
Duruşmada avukatların 'jandarmaları dışarı çıkarın' talebine mahkeme başkanı "Geçen celse olan olaylar ortada. Jandarmayı dışarı çıkarmıyoruz" yanıtını verdi.
Sanık vekilleri duruşmanın kapalı yapılması talebinde bulundu. Mahkeme duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin sanık vekillerinin talebini reddetti.
SAVCI, SANIK POLİSİN TUTUKLANMASINI İSTEDİ
Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin davada Cumhuriyet Savcısı, sanık A.Ş.'nin eyleminin meşru müdafaa olmadığını belirterek, olası kasıtla adam öldürmekten cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi.
SANIK POLİSE TUTUKLAMA KARARI
Mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Duruşma 3 Eylül çarşamba gününe ertelendi.
ALİ İSMAİL'İN ANNESİ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Sanık polise tutuklama kararı çıkınca Ali İsmail Kormaz'ın annesi Emel Korkmaz gözyaşlarını tutamadı.
DURUŞMA SALONUNDA OLAY
Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı. Jandarmma, avukatları salon dışına çıkarmaya çalıştı.
Duruşma salonunda bulunan polis memuru A.Ş. de güvenlik kuvvetlerinin arasında adliye binasında güvenli bir odaya alındı.
ADLİYE ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Dava öncesi bazı sivil toplum kuruluşları adliye bahçesinde toplandı.
Dava nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Adliye girişleri, demir bariyerlerle kapatıldı.
Çocuk gelinle evlenen damada 15 yıl hapis.
ADANA'da, birbirlerinin ağabeyleriyle 'berdel' yöntemiyle yöresel geleneklere göre düğün yapılarak nikah kıyılmadan evlendirilen çocuk gelinlerden S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlenince Cumhuriyet Savcısı 25 yaşındaki Fikret D. hakkında 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 15 yıl hapis cezası istedi.
Olay, 17 yaşındaki M.K. ile evlendirilen 15 yaşındaki Y.D. ve Fikret D. ile evlendirilen 15 yaşındaki S.K.'nın, geçen 15 Şubat'ta polise başvurmalarıyla ortaya çıktı. Merkez Yüreğir İlçesi'ne bağlı Dedekorkut Mahallesi'nde oturan ve eşinden ayrı yaşayan 48 yaşındaki T.K., kızı S.K.'yı akrabalarının oğlu Fikret D. ile yöresel törenle evlendirdi. Ardından damat Fikret D.'nin kız kardeşi Y.D., küçük gelin S.K.'nın ağabeyi M.K. ile aynı şekilde evlendirildi. Kayınvalideler arasında anlaşmazlık çıkınca, yaşı küçük gelinler birlikte polise giderek, "Bizi birbirimizin ağabeyleriyle zorla evlendirdiler" diyerek aileleri hakkında şikayette bulundu. Küçük gelinler devlet korumasına alındı.
'RIZASI İLE' SAVUNMASI
S.K.'nın evlendirilmesi ilgili Adana 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmedi. Damadın babası Ş.D., "S.K. benim yeğenimdir. Babası evi terk ettiği için bu yaşa kadar kendisine ben baktım. Oğlumla yeğenim aynı evde büyüdüler. Birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylediler. Aksi halde kaçacaklarını da söylediler. Biz de evlenmelerine rıza gösterdik" diye savunma yaptı.
Damat Fikret D. de, S.K. ile uzun süre arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerini severek evlenmeye karar verip durumu ailelerine bildirdiklerini, S.K.'nın rızasıyla birlikte olduklarını ve bu sürede kendisine kötü bir muamelesinin olmadığını savundu. Küçük gelin S.K. da ifadesinde, "Ben önce istemedim. Israr edilince kafam karıştı ve kabul ettim. Benden uzak dursunlar. Artık evlilik istemiyorum" diyerek şikayetçi olmadığını söyledi.
15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇIKTI
Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda çocuk gelin S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlendi. Bu gelişme üzerine Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında esasa ilişkin mütalaasını verdi. S.K.'nın annesi Türkan K.'nın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki suçlamalar düşerken, sanık Fikret D. hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıla kadar, Fikret D.'nin annesi S.D. ve babası Ş.D. hakkında ise yardım suçundan 8 yıla kadar ceza istendi. Sanık ve avukatı esasa ilişkin ve Adli Tıp Kurumu raporuna savunma yapmak üzere süre talep edince mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
Diğer küçük gelin Y.D.'nin evlendirilmesiyle ilgili de 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam ediyor.
Olay, 17 yaşındaki M.K. ile evlendirilen 15 yaşındaki Y.D. ve Fikret D. ile evlendirilen 15 yaşındaki S.K.'nın, geçen 15 Şubat'ta polise başvurmalarıyla ortaya çıktı. Merkez Yüreğir İlçesi'ne bağlı Dedekorkut Mahallesi'nde oturan ve eşinden ayrı yaşayan 48 yaşındaki T.K., kızı S.K.'yı akrabalarının oğlu Fikret D. ile yöresel törenle evlendirdi. Ardından damat Fikret D.'nin kız kardeşi Y.D., küçük gelin S.K.'nın ağabeyi M.K. ile aynı şekilde evlendirildi. Kayınvalideler arasında anlaşmazlık çıkınca, yaşı küçük gelinler birlikte polise giderek, "Bizi birbirimizin ağabeyleriyle zorla evlendirdiler" diyerek aileleri hakkında şikayette bulundu. Küçük gelinler devlet korumasına alındı.
'RIZASI İLE' SAVUNMASI
S.K.'nın evlendirilmesi ilgili Adana 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmedi. Damadın babası Ş.D., "S.K. benim yeğenimdir. Babası evi terk ettiği için bu yaşa kadar kendisine ben baktım. Oğlumla yeğenim aynı evde büyüdüler. Birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylediler. Aksi halde kaçacaklarını da söylediler. Biz de evlenmelerine rıza gösterdik" diye savunma yaptı.
Damat Fikret D. de, S.K. ile uzun süre arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerini severek evlenmeye karar verip durumu ailelerine bildirdiklerini, S.K.'nın rızasıyla birlikte olduklarını ve bu sürede kendisine kötü bir muamelesinin olmadığını savundu. Küçük gelin S.K. da ifadesinde, "Ben önce istemedim. Israr edilince kafam karıştı ve kabul ettim. Benden uzak dursunlar. Artık evlilik istemiyorum" diyerek şikayetçi olmadığını söyledi.
15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇIKTI
Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda çocuk gelin S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlendi. Bu gelişme üzerine Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında esasa ilişkin mütalaasını verdi. S.K.'nın annesi Türkan K.'nın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki suçlamalar düşerken, sanık Fikret D. hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıla kadar, Fikret D.'nin annesi S.D. ve babası Ş.D. hakkında ise yardım suçundan 8 yıla kadar ceza istendi. Sanık ve avukatı esasa ilişkin ve Adli Tıp Kurumu raporuna savunma yapmak üzere süre talep edince mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
Diğer küçük gelin Y.D.'nin evlendirilmesiyle ilgili de 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam ediyor.
27 Haziran 2014 Cuma
Otobüsteki enteresan haller bu fotolarda.
Türkiye'de pek rastlamasak da özellikle yurtdışında bazı ülkelerde metrolarda öyle kişilerle karşılaşıyorsunuz ki "yok artık" demekten kendinizi alamıyorsunuz. İşte toplu taşıma araçlarından şaşırtan görüntüler...
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Türkiyede Tam etkili antibiyotik artık yok
Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Öztürk: "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" dedi.
Tam etkili antibiyotik artık yok
Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini ancak tedavi edecek tam etkili antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından düzenlenen 5. Türkiye EKMUD Kongresi'ne katılan Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, antibiyotiklerin hem tıp hem de veterinerlik ve özellikle çiftliklerde tavuklar için büyüme faktörü olarak yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.
Bu durumun antibiyotiklere karşı hem toplumdan hem de hastaneden kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi direnç artışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, "Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok direnç gelişiyor, antibiyotiğin etkisi azalıyor" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve direncine ilişkin verilere dayanarak "Küresel Direnç Felaketi" adıyla bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiğini ve hatta antibiyotiklere karşı oluşan direnç nedeniyle ilaç firmalarının bu konuda Ar-Ge çalışmalarını azalttığını kaydetti.
Artık antibiyotik çağı sonrası bir dönemin başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor ama elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" diye konuştu.
Artık antibiyotik bazı hastalıkları tedavi etmiyor
Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasında en önemli etkenin gereksiz yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere ihtiyaç duyulmayan hastalıklarda da antibiyotik tedavisinin uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz iltihabının yüzde 35'i, erişkinlerde ise yüzde 15'inin antibiyotik tedavisine gereksinim duyduğunu ifade etti.
Zaman zaman hekim antibiyotik yazmasa bile hastanın baskıcı bir tavır üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem hekimin hem de hastaların bilinçli yaklaşması gerektiğini belirtti.
Öztürk, antibiyotiklerin etkisini yitirmesi nedeniyle bazı hastalıkların tedavi edilemez konuma geldiğini kaydetti. Daha fazla harcama yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun da hastalara zarar verdiğini öne süren Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımını engellemek için toplumun bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Tam etkili antibiyotik artık yok
Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini ancak tedavi edecek tam etkili antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından düzenlenen 5. Türkiye EKMUD Kongresi'ne katılan Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, antibiyotiklerin hem tıp hem de veterinerlik ve özellikle çiftliklerde tavuklar için büyüme faktörü olarak yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.
Bu durumun antibiyotiklere karşı hem toplumdan hem de hastaneden kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi direnç artışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, "Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok direnç gelişiyor, antibiyotiğin etkisi azalıyor" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve direncine ilişkin verilere dayanarak "Küresel Direnç Felaketi" adıyla bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiğini ve hatta antibiyotiklere karşı oluşan direnç nedeniyle ilaç firmalarının bu konuda Ar-Ge çalışmalarını azalttığını kaydetti.
Artık antibiyotik çağı sonrası bir dönemin başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor ama elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" diye konuştu.
Artık antibiyotik bazı hastalıkları tedavi etmiyor
Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasında en önemli etkenin gereksiz yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere ihtiyaç duyulmayan hastalıklarda da antibiyotik tedavisinin uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz iltihabının yüzde 35'i, erişkinlerde ise yüzde 15'inin antibiyotik tedavisine gereksinim duyduğunu ifade etti.
Zaman zaman hekim antibiyotik yazmasa bile hastanın baskıcı bir tavır üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem hekimin hem de hastaların bilinçli yaklaşması gerektiğini belirtti.
Öztürk, antibiyotiklerin etkisini yitirmesi nedeniyle bazı hastalıkların tedavi edilemez konuma geldiğini kaydetti. Daha fazla harcama yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun da hastalara zarar verdiğini öne süren Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımını engellemek için toplumun bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.
18'ine girdiği gün ahlaksız teklif almış.
16'lık gelin olarak ünlenen Courtney Stodden, 18 yaşına girer girmez öyle teklifler almış ki duysanız dudağınız uçuklar diyor!
Müslüman Rahibe Betül Avcı Vatikan'da
Müslüman Rahibe olarak anılan Betül Avcı Vatikan'da yaşadıklarını anlattı. Avcı, dinlerarası diyalogun ne demek olduğunu nasıl yapılması gerektiğine açıklık getirdi.
Avcı "Müslüman olduğumu öğrenince "Suora Musulmana" (Müslüman Rahibe) payesini verdiler. Rahibelerle daha sonra bir espri konusu oldu." dedi.
İşte o röportajdan satır başları...
- Eğitim bursunun yanı sıra size ne tür kolaylıklar sağlandı?
İlk gideceğim zaman, daha sonra üç buçuk yıl boyunca kaldığım yurt önerildi: The Lay Centre at Foyer Unitas. Burası, Roma'daki Papalık okullarında lisansüstü eğitim görmek için gelen dindar Katolik genç kadın ve erkeklerin kaldığı bir yurt. Gana, Ruanda, Amerika, Avusturya, Slovenya, Makedonya, Polonya'dan arkadaşlar vardı. Müdiresi Donna Orsuto, Gregoriana'da öğretim üyesi bir profesör.
Donna'nın bana gösterdiği yakın ilgiyi, sağladığı kolaylıkları yeterince anlatamam. Örneğin, ben ve arkadaşım Lejla için düzenlediği Kurban Bayramı yemeği, Assisi gezimizde benim rahat namaz kılmam için ayarladığı lüks otelin salonu Vatikan Dinlerarası Diyalog Kurumu eski başkanı Monsenyör Michael Fitzgerald'a doktoraya başvurmak istediğimi söylediğimde birkaç kuruma adıma burs başvurusu yapmıştı. Bu süre içinde üniversite'deki danışmanım, ayni zamanda Cizvit bir rahip olan Prof. Daniel Madigan sadece akademik alanda değil, maddi ve manevi anlamda beni kollayan bir dost oldu.
"Müslüman rahibe"
- Rahibe ve rahiplerin Müslüman bir öğrenciye bakışları nasıl oldu?
Çok saygılı ve sevecen davrandılar.
Beni Hıristiyan zanneden rahipler ve rahibeler çok oldu. Çünkü Kamboçya'dan ve Hindistan'dan gelen çok rahibe vardı. Ama bir Müslüman'ın gelip burada eğitim almak istediğini herhalde kimse düşünemedi. Onlar ilk başta beni kendi ülkesinin geleneklerine göre giyinen bir rahibe sandılar.
Müslüman olduğumu öğrenince "Suora Musulmana" (Müslüman Rahibe) payesini verdiler. Rahibelerle daha sonra bir espri konusu oldu.
- Yabancılık hissettiniz mi?
En çok yabancılık hissettiğim kişiler oraya gelen ya da orada olan Türk bürokratlardı. Örneğin, Ankara'dan bir üniversitenin rektörü Gregoriana'da bir toplantıya davet edilmişti. Adamın benim Türkiye'den gelen bir öğrenci olduğumu öğrendiğinde sorduğu iki veciz soru: "Nerelisin?" "Baban ne iş yapıyor?" Yine bir toplantıda Vatikan Elçilik görevlisi bir Türk beni ve diğer başörtülü iki arkadaşımı görünce "Aa, siz Müslüman mısınız, ben sizi kıyafetinizden dolayı Süryani falan sanmıştım" demişti. Oradaki insanların bizlere alıştığını bizleri sevdiğini gördük ama bizimkilerin garipliklerine şahit olduk.
- Dinlerarası diyalog nasıl olmalı?
Herkes kendi inancında samimi ve bilinçli olduğu takdirde dinlerarası diyalogdan bir zarar gelmez. Farklı din mensuplarının birbirlerini ilmi ve tecrübi yönden tanıması şeklinde olmalı. Yurtta iki yıl beraber kaldığım, teoloji konusunda tartıştığımız, hüzünlerimizi, sevinçlerimizi paylaştığımız, birbirimizi ibadet ederken gözlemlediğimiz, şu an öğretim elemanı olan bir arkadaş şöyle bir itirafta bulunmuştu: "Betül, seni tanımasaydım Müslümanlar'ın manevi hiçbir özellikleri olmadığını düşünmeye ne yazık ki devam edecektim!" Teolojik plüralizm üzerine kurulu, inançlar arasındaki benzer yönleri öne çıkarıp farklılıkları ikinci plana iten toplu-ibadet tarzı girişimleri tasvip etmiyorum.
- Gördüğünüz eğitimin inancınız üzerinde etkisi oldu mu?
Örneğin konuşurken "Allah" ifadesi yerine "Tanrı" kelimesini kullanıyor olmanız etkilendiğinizin bir belirtisi mi? Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Ben bilinçli ve idealist bir anne ve baba tarafından eğitildim. İtikat anlamında bilinçli olduğumu düşünüyorum. Onların inanışları beni etkilemedi. Tam aksine inancım daha sağlam ve kuvvetli oldu. Tanrı ifadesini kullanmaya gelince; dua ederken Allah'ım derim, Tanrı'm demem. Sohbet sırasında "Tanrı" ifadesini kullanmam akademik ve objektif olmak kaygımdan kaynaklanıyor. Çünkü Hıristiyan inancına göre Allah'ın birliği farklıdır. Onlar "Tanrı" dediklerinde bizim dediğimiz "Allah'ı" anlamıyorlar ve algılamıyorlar. Tanrıyı jenerik bir terim olarak kullanıyorum.
- Kesintisiz 24 yıllık eğitiminiz var. Vatikan'daki eğitim size ne kazandırdı?
Gidiş amacım öğrenmekti. Sorularım vardı. Bu sorularıma daha fazla bilgi ve bilimle cevap bulacağıma inanıyorum. Sorularıma orada cevap bulacağım düşüncesiyle gittim. Sorularımın cevaplarını buldum. Kafamda yeni sorular oluştu. Değiştim, büyüdüm, olgunlaştım. Artık Türkiye ve dünyaya daha faklı bir gözle bakıyorum. Bulunduğum ortam, Katolik dünyanın kalbi olarak sadece eğitim değil, bir dünya minyatürü olarak çok zengin bir kültürel ortam sağladı. Örneğin, sınıfta yan yana oturduğunuz Vietnamlı bir rahiple ya da Hintli bir rahibeyle çok samimi dostluklar kurabildim. Lübnan'da, Kore'de, adını bile duymadığınız yerlerdeki insanlar neler yaşıyor, neler hissediyor, bunları öğrenebiliyorsunuz. Ama bence en önemlisi, akidesini (örneğin Hıristiyanlık'taki Teslis ve Tanrı anlayışı) bir Müslüman olarak paylaşmadığınız bir insanla çok derin manevi tecrübeler yaşayabiliyorsunuz. Aynı yurtta kaldığımız bir arkadaş Roma'da bir manastır hayatına katılmaya karar verdi. Burası ilhamını St. Augustinius'tan alan, ibadet ve tefekkür yönleri ön planda olan, mensuplarının sürekli manastır içinde yaşadığı bir yer. Yani benim savunduğum "halvet der encümen" anlayışına tamamen zıt bir tarz. Arkadaş manastıra katılma törenine beni de çağırmıştı. Tören esnasında, başrahibe arkadaşı kendi aralarına davet edip boynuna haçlı kolyeyi geçirdiğinde gözyaşlarımı tutamamıştım. Genç bir hanımın hayatının tümünü Tanrı'ya ibadete adama iştiyakı beni çok etkilemişti. Bir başka örnek: Gregoriana'da yemek yenen, ders çalışılıp sohbet edilen bir öğrenci salonu vardı. Okulda, namazlarımı burada kılardım. Bir gün namazımı tam bitirdiğimde arkamdan bir ses Arapça "Allah kabul etsin" dedi. Ben de alışkın olduğum şekilde Arapça "Hepimizinkini" diyerek karşılık verdim. Arkamı döndüğümde Arap bir rahip gülümseyerek bana bakıyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















