teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2021 Perşembe
Güneş Enerjisi ile Elektrik Üretimi zor mu? Kurulumu maliyeti nedir?
Güneş Enerjisi, Elektrik Üretimi, Malzemeler ve Kurulum
En yaygın kullanılan, yenilenebilir enerji sistemi olan, güneş enerjisi konusunu işledim. Kullandığım ekipmanlar, kullanılan malzemeler ve detaylı kurulum anlatımıyla güneş enerjisinden elektrik üretimi.
Merhaba ben Ahmet Çakır, şehir yaşamını terk ederek, doğa içerisinde yeni bir hayata merhaba dedim. Yeni bir hayata merhaba derken, yaşadıklarımı paylaşmak için YouTube kanalımı açtım. Doğa ile uyumlu, sürdürülebilir bir yaşam düşlüyorum. Tek başıma yaptığım ahşap evin tüm yapım aşamalarını ve doğa içerisinde yeni hayatıma merhaba demenin süreçlerini kanalımdan takip edebilirsiniz.
23 Şubat 2020 Pazar
Küresel ısınmanın etkileri Antarktika'ya sıçradı.
NASA buzul erimesini uzaydan görüntüledi
Son yüzyılda ciddi bir artış gösterdiği belirtilen küresel ısınma, buzulları tehdit ediyor.
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA) ait uydular, kutup bölgesinde buzul tabakasını görüntüledi.
SICAKLIK 18.3 DERECEYE KADAR ÇIKTI
6 Şubat'ta hava istasyonları Antarktika'daki en yüksek sıcaklığı kaydetti. Termometreler 18.3 dereceyi gösterdi. Sıcak hava, 13 Şubat'a kadar devam etti.
NASA'ya ait uyduların elde ettiği fotoğraflar, Eagle Adası'nda yer alan buz örtüsündeki değişimi ortaya çıkardı.
Son yüzyılda ciddi bir artış gösterdiği belirtilen küresel ısınma, buzulları tehdit ediyor.
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA) ait uydular, kutup bölgesinde buzul tabakasını görüntüledi.
SICAKLIK 18.3 DERECEYE KADAR ÇIKTI
6 Şubat'ta hava istasyonları Antarktika'daki en yüksek sıcaklığı kaydetti. Termometreler 18.3 dereceyi gösterdi. Sıcak hava, 13 Şubat'a kadar devam etti.
NASA'ya ait uyduların elde ettiği fotoğraflar, Eagle Adası'nda yer alan buz örtüsündeki değişimi ortaya çıkardı.
11 Ağustos 2014 Pazartesi
Sınırlı sayıda Zenga üretilecek.
Quattroporte Zegna üretimine başladı
Spor otomobil markası Maserati, ünlü İtalyan moda tasarımcısı Ermenogildo Zegna ile yaptığı işbirliği çerçevesinde limitli sayıda Quattroporte Zegna versiyonunun üretimine başladı.
Tofaş'tan yapılan açıklamaya göre, Maserati sadece 100 adet üretilecek olan Quattroporte Zegna için dünyaca ünlü İtalyan fotoğrafçı Fabrizio Ferri’nin gerçekleştireceği özel fotoğraf çekimi ile Eylül 2014’te New York, Şubat 2015’te Dubai ve 2015 ilkbaharında Milano’da tekrarlanacak bir dizi etkinlik planladı.
Quattroporte Zegna’nın sergileneceği her şehirde, hayatını elleriyle kazanan 25 kişiyi görüntüleyecek olan Ferri’nin, fotoğrafını çekeceği 100 kişi arasında müzisyenler, aşçılar, atletler ve sanatkârlar yer alacak. Bu fotoğraflar, 100 adet üretilen Maserati Quattroporte Zegna’nın tanıtımını yapan One of 100 kitabında yer alacak.
Spor otomobil markası Maserati, ünlü İtalyan moda tasarımcısı Ermenogildo Zegna ile yaptığı işbirliği çerçevesinde limitli sayıda Quattroporte Zegna versiyonunun üretimine başladı.
Tofaş'tan yapılan açıklamaya göre, Maserati sadece 100 adet üretilecek olan Quattroporte Zegna için dünyaca ünlü İtalyan fotoğrafçı Fabrizio Ferri’nin gerçekleştireceği özel fotoğraf çekimi ile Eylül 2014’te New York, Şubat 2015’te Dubai ve 2015 ilkbaharında Milano’da tekrarlanacak bir dizi etkinlik planladı.
Quattroporte Zegna’nın sergileneceği her şehirde, hayatını elleriyle kazanan 25 kişiyi görüntüleyecek olan Ferri’nin, fotoğrafını çekeceği 100 kişi arasında müzisyenler, aşçılar, atletler ve sanatkârlar yer alacak. Bu fotoğraflar, 100 adet üretilen Maserati Quattroporte Zegna’nın tanıtımını yapan One of 100 kitabında yer alacak.
2 Ağustos 2014 Cumartesi
Her şehirde Bilim Merkezleri kurulması planlanıyor.
Pilot illerde başlatılarak 2023 yılına kadar tüm illerde yaygınlaştırılacak olan merkezler bilime ilgi duyan her yaştan insana açık olacak ve farklı birikime sahip kişilerin buluşmasını sağlayacak.
Sanayinin gelişmesi için yatırımlarına hız kesmeden devam eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi için "Bilim Merkezleri" projesini hayata geçiriyor.
HERKES FAYDALANACAK
Proje hakkında bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilim Merkezleri'nin 2016 yılına kadar tüm büyükşehirlerde faaliyete geçeceğini söyledi. Işık, "Merkezlerin kapısı bilime ilgi duyan herkese açık olacak. Girişimciler dokunarak, görerek, okuyarak ve dinleyerek öğrenme yetilerini geliştirecekler. Bu merkezleri 2023 yılına kadar tüm illerimizde oluşturulacak" dedi.
YENİ EĞİTİM MODELİ OLUŞACAK
Bakanlık ayrıca çocuklara bilimi sevdirecek yeni eğitim modellerini de hayata geçirecek. Müslüman bilim adamlarının tarih boyunca gerçekleştirdiği buluş ve çalışmaları da, özel bir dosyada derlenerek öğrencilere dağıtılacak. Bakanlığa bağlı TÜBİTAK tarafından da, potansiyele sahip çocuklar ve gençler için destek programları oluşturuluyor. Eğitim sisteminde, araştırmaya ve proje tabanlı eğitime yönelik köklü değişiklikler yapılmasını da hedefleyen TÜBİTAK, bu amaçla MEB başta olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalar da yürütüyor. Üniversitelerde ise Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik derslerine öncelik verilmesi hedefleniyor.
Sanayinin gelişmesi için yatırımlarına hız kesmeden devam eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi için "Bilim Merkezleri" projesini hayata geçiriyor.
HERKES FAYDALANACAK
Proje hakkında bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilim Merkezleri'nin 2016 yılına kadar tüm büyükşehirlerde faaliyete geçeceğini söyledi. Işık, "Merkezlerin kapısı bilime ilgi duyan herkese açık olacak. Girişimciler dokunarak, görerek, okuyarak ve dinleyerek öğrenme yetilerini geliştirecekler. Bu merkezleri 2023 yılına kadar tüm illerimizde oluşturulacak" dedi.
YENİ EĞİTİM MODELİ OLUŞACAK
Bakanlık ayrıca çocuklara bilimi sevdirecek yeni eğitim modellerini de hayata geçirecek. Müslüman bilim adamlarının tarih boyunca gerçekleştirdiği buluş ve çalışmaları da, özel bir dosyada derlenerek öğrencilere dağıtılacak. Bakanlığa bağlı TÜBİTAK tarafından da, potansiyele sahip çocuklar ve gençler için destek programları oluşturuluyor. Eğitim sisteminde, araştırmaya ve proje tabanlı eğitime yönelik köklü değişiklikler yapılmasını da hedefleyen TÜBİTAK, bu amaçla MEB başta olmak üzere ilgili kurumlarla ortak çalışmalar da yürütüyor. Üniversitelerde ise Ar-Ge, Yenilik ve Girişimcilik derslerine öncelik verilmesi hedefleniyor.
Suya düşen Akıllı telefon nasıl kurtarılır.
Akıllı telefonlar günlük hayatımızı kolaylaştırmak için önemli bir işlev yerine getiriyor. Yazla birlikte cep telefonlarını suya düşürme olasılığı da arttı. Böyle bir durumda ilk yapılacak şey, akılı telefonu kapatmak ve kavanozun içinde pirincin içine yerleştirmek.
Alman Bild gazetesinde yer alan haberde, akıllı cep telefonlarını suya düşürenler için bir dizi öneri sıralandı. Haberde akıllı telefonu suya düşürdükten sonra sık yapılan hatalar da sıralandı.
Suya düşürüldükten sonra ilk yapılacak şey, telefonu kapatmak ve bataryasını çıkarmak. Sonraki işlem ise, çok kimsenin aklına gelmiyor. Telefonu kavanozda pirinç içine yerleştirmek. Telefonun nemini çekmek için pirinç birebir.
Uzmanlar suya düşen akıllı telefonu kurutmak için sık yapılan hataları da sıraladı. Cep telefonu fön ve mikrodalga gibi aletler yardımıyla kurutulmamalı.
Sıcak hava, cep telefonunun hasas elektronik parçalarına zarar verebilir.
Sıcak hava ayrıca cep telefonu içerisinde su torbacıklarının oluşmasına da sepeb olabilir.
Kuruma işlemlerinden geçirilen cep telefonu, birkaç gün bekletildikten sonra açılmalı.
Alman Bild gazetesinde yer alan haberde, akıllı cep telefonlarını suya düşürenler için bir dizi öneri sıralandı. Haberde akıllı telefonu suya düşürdükten sonra sık yapılan hatalar da sıralandı.
Suya düşürüldükten sonra ilk yapılacak şey, telefonu kapatmak ve bataryasını çıkarmak. Sonraki işlem ise, çok kimsenin aklına gelmiyor. Telefonu kavanozda pirinç içine yerleştirmek. Telefonun nemini çekmek için pirinç birebir.
Uzmanlar suya düşen akıllı telefonu kurutmak için sık yapılan hataları da sıraladı. Cep telefonu fön ve mikrodalga gibi aletler yardımıyla kurutulmamalı.
Sıcak hava, cep telefonunun hasas elektronik parçalarına zarar verebilir.
Sıcak hava ayrıca cep telefonu içerisinde su torbacıklarının oluşmasına da sepeb olabilir.
Kuruma işlemlerinden geçirilen cep telefonu, birkaç gün bekletildikten sonra açılmalı.
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Google'dan şoförsüz araba
Google ‘gaz‘a geldi! Bu arabada ne pedal var ne direksiyon
TEKNOLOJİ devi Google, otomobil sektöründe yeni bir devrin kapılarını açıyor. Devrim gibi bir buluşa imza atam şirket, şoförsüz araba ürettiğini açıkladı.
Daha önce geliştirdiği kendi kendine giden arabada köklü değişikliklere giden Google'ın araçlarında 'dur' ve 'git' düğmesi olacak, direksiyon ve pedallar yer almayacak. Araçta bütün işi algılayıcılar yapıyor. Google'ın dağıttığı görüntülerde, araç küçük bir şehir arabasını andırırken, 'sevimli' bir ön yüzü bulunuyor.
Geleneksel arabalarınki gibi kaputu olmayan iki kişilik elektrikli araç başlangıçta saatte en fazla 40 kilometre hız yapabilecek. Ancak şimdiden projeyi eleştirenler de var. Uzmanlara göre, insanlar arabayı kendileri kullanmayacağı için daha uzun yolculuklar planlayacak ve bunun sonucunda trafik daha da kontrolden çıkabilir.
NASIL ÇALIŞIYOR?
ARACIN işleyişinde Google'ın android sistemi kullanılıyor. Arabada, açma-kapama tuşunun yanında bir de panik halinde aracı tamamen durduracak acil durum düğmesi yer alıyor. Araçtaki aplikasyon üzerinden kişiler gidip-gelecekleri yerleri sisteme ekleyebiliyor. Ve algılayıcıların da devreye girmesiyle araba harekete geçiyor. Arabada kör noktaları tamamen ortadan kaldıran algılayıcılar, aynı zamanda iki futbol sahası ötedeki nesneleri de tespit edebiliyor.
TEKNOLOJİ devi Google, otomobil sektöründe yeni bir devrin kapılarını açıyor. Devrim gibi bir buluşa imza atam şirket, şoförsüz araba ürettiğini açıkladı.
Daha önce geliştirdiği kendi kendine giden arabada köklü değişikliklere giden Google'ın araçlarında 'dur' ve 'git' düğmesi olacak, direksiyon ve pedallar yer almayacak. Araçta bütün işi algılayıcılar yapıyor. Google'ın dağıttığı görüntülerde, araç küçük bir şehir arabasını andırırken, 'sevimli' bir ön yüzü bulunuyor.
Geleneksel arabalarınki gibi kaputu olmayan iki kişilik elektrikli araç başlangıçta saatte en fazla 40 kilometre hız yapabilecek. Ancak şimdiden projeyi eleştirenler de var. Uzmanlara göre, insanlar arabayı kendileri kullanmayacağı için daha uzun yolculuklar planlayacak ve bunun sonucunda trafik daha da kontrolden çıkabilir.
NASIL ÇALIŞIYOR?
ARACIN işleyişinde Google'ın android sistemi kullanılıyor. Arabada, açma-kapama tuşunun yanında bir de panik halinde aracı tamamen durduracak acil durum düğmesi yer alıyor. Araçtaki aplikasyon üzerinden kişiler gidip-gelecekleri yerleri sisteme ekleyebiliyor. Ve algılayıcıların da devreye girmesiyle araba harekete geçiyor. Arabada kör noktaları tamamen ortadan kaldıran algılayıcılar, aynı zamanda iki futbol sahası ötedeki nesneleri de tespit edebiliyor.
26 Mayıs 2014 Pazartesi
Çinli casuslar dev şirketlere sızmış.
ABD, Çin ordusuna mensup beş kişi hakkında siber casusluk gerekçesiyle dava açtı. Casusların sızdığı şirketler arasında Alcoa ve Westinghouse gibi dev şirketler olduğu öne sürüldü.
ABD ile Çin arasında siber casusluk krizi patlak verdi. ABD Adalet Bakanlığı, beş Çinli ordu mensubu hakkında siber casusluk suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada Çin ordusuna mensup oldukları belirtilen kişilerin, nükleer enerji, metal, güneş enerjisi ürünleri üzerine faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine sızarak siber casusluk yapmakla suçlandığı kaydedildi.
Cnbc-enin haberine göre, Çinli casuslar, Alcoa, Allegheny Technologies, US Steel, Westinghouse Electric Co, SolarWorld şirketlerine ek olarak çelik işçileri sendikasının da sistemlerini hedef aldı. Çin, ABD'nin yönelttiği 'şirketleri siber casusluk yönetimiyle takibe alma suçlamasını' reddetti.
ABD ile Çin arasında siber casusluk krizi patlak verdi. ABD Adalet Bakanlığı, beş Çinli ordu mensubu hakkında siber casusluk suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada Çin ordusuna mensup oldukları belirtilen kişilerin, nükleer enerji, metal, güneş enerjisi ürünleri üzerine faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine sızarak siber casusluk yapmakla suçlandığı kaydedildi.
Cnbc-enin haberine göre, Çinli casuslar, Alcoa, Allegheny Technologies, US Steel, Westinghouse Electric Co, SolarWorld şirketlerine ek olarak çelik işçileri sendikasının da sistemlerini hedef aldı. Çin, ABD'nin yönelttiği 'şirketleri siber casusluk yönetimiyle takibe alma suçlamasını' reddetti.
21 Mayıs 2014 Çarşamba
En hızlı internet hangi operatörde?
Eğer gerçekten çok hızlı bir internet istiyorsan Turkcell açık ara farkla ilk sırayı alır.
İnternetin hızlı olması benim için önemli ama şu 1gb sınırsız şu kadar fiyat tarzındaki muhabbetleri pek bilmiyorum diyorsanız.Tarifeler arasında tercih yaparken zorlanacaksınız demektir.
Kıssadan hisse :) sözün kısası diyorum;
İnsanların halen Turkcell Vodafone Avea arasında kalmasına şaşırıyorum.
Az para çok kullanım, az hizmet istiyorsanız Avea
Az para çok kullanım, kısmen daha iyi hizmet istiyorsanız Vodafone
Çok para az kullanım en iyi hizmeti istiyorsanız Turkcell
Yıllardır böyle, yıllarca böyle devam edecek.Hadi hayırlı görüşmeler...
İnternetin hızlı olması benim için önemli ama şu 1gb sınırsız şu kadar fiyat tarzındaki muhabbetleri pek bilmiyorum diyorsanız.Tarifeler arasında tercih yaparken zorlanacaksınız demektir.
Kıssadan hisse :) sözün kısası diyorum;
İnsanların halen Turkcell Vodafone Avea arasında kalmasına şaşırıyorum.
Az para çok kullanım, az hizmet istiyorsanız Avea
Az para çok kullanım, kısmen daha iyi hizmet istiyorsanız Vodafone
Çok para az kullanım en iyi hizmeti istiyorsanız Turkcell
Yıllardır böyle, yıllarca böyle devam edecek.Hadi hayırlı görüşmeler...
Turkcell'den vodafone'a tl transferi nasıl yapılır?
SORU:
Turkcellden Vodafone'a kontör yollanıyor mu? Nasıl tl transferi yapabilirim?
CEVAP:
Operatörler arası Kontör (TL) transferi yapılamamaktadır.Sadece kendi operatörünüzdeki bir arkadaşınıza TL transfer edebilirsiniz.
Etiketler:
iletişim,
teknoloji,
turkcell,
vodafone,
yaşam ve insanlar
19 Mayıs 2014 Pazartesi
Gelecekte ‘Katil robot’ uyarısı
Gelecekte çatışmalarda önemli rol oynayacağı tahmin edilen, insandan bağımsız hareket edebilen öldürücü makineler endişe yaratıyor. Önleyici yasak talep edenler, öldürme yetisinin insanda kalmasını istiyor.
Cenevre'de düzenlenen BM konferansında ‘katil robotlar' diye adlandırılan gelecekteki tam otonom silahlar masaya yatırılıyor. BM Silahsızlanma Konferansı Başkanı Michael Möller, dört gün sürecek konferansın açılışında yaptığı konuşmada bu silahlarla ilgili olarak katılımcılara, “Bir yaşamı sona erdirme yönündeki nihai kararın insan kontrolünde kalmasını garantileme ve bu yönde önleyici önlemler alma imkanına sahipsiniz” diye konuştu. Möller uluslararası hukukun çoğunlukla zalimliklere iş işten geçtikten sonra tepki gösterdiğine de dikkat çekti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nden Kathleen Lawand da savaşta makinelerin insanlardan tamamen bağımsız bir şekilde ölüm-kalım konusunda karar verebilmeleri düşüncesinin son derece korkutucu olduğunu belirtirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Steve Goose, bu tür makinelerin uluslararası hukukun temellerini tehlikeye attığını belirterek ‘katil robotlar'a karşı şimdiden önleyici yasak getirilmesini talep etti.
“Yirmi yıl içinde kullanılacak”
Günümüzde insansız hava araçları gibi otomatik silah sistemleri yaygın olarak kullanılıyor, ancak insanlar tarafından kontrol ediliyor. Uzmanlar yirmi yıl içinde hiçbir şekilde insan kontrolüne tabi olmayan tam otonom savaş makinelerinin kullanılmaya başlanacağını tahmin ediyor.
Konferansa başkanlık eden Fransa'nın BM nezdindeki daimi büyükelçisi Jean-Hugues Simon-Michel ise robotların aynı zamanda ‘sivil, barışçı ve meşru kullanım alanları olduğuna da' dikkat çekti ve bu alanda araştırmaların kısıtlanmaması gerektiğini belirtti.
Cenevre'deki konferans, kasım ayında yapılacak ve konunun daha derinlemesine ele alınacağı bir başka konferansa hazırlık niteliği taşıyor.
Cenevre'de düzenlenen BM konferansında ‘katil robotlar' diye adlandırılan gelecekteki tam otonom silahlar masaya yatırılıyor. BM Silahsızlanma Konferansı Başkanı Michael Möller, dört gün sürecek konferansın açılışında yaptığı konuşmada bu silahlarla ilgili olarak katılımcılara, “Bir yaşamı sona erdirme yönündeki nihai kararın insan kontrolünde kalmasını garantileme ve bu yönde önleyici önlemler alma imkanına sahipsiniz” diye konuştu. Möller uluslararası hukukun çoğunlukla zalimliklere iş işten geçtikten sonra tepki gösterdiğine de dikkat çekti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nden Kathleen Lawand da savaşta makinelerin insanlardan tamamen bağımsız bir şekilde ölüm-kalım konusunda karar verebilmeleri düşüncesinin son derece korkutucu olduğunu belirtirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Steve Goose, bu tür makinelerin uluslararası hukukun temellerini tehlikeye attığını belirterek ‘katil robotlar'a karşı şimdiden önleyici yasak getirilmesini talep etti.
“Yirmi yıl içinde kullanılacak”
Günümüzde insansız hava araçları gibi otomatik silah sistemleri yaygın olarak kullanılıyor, ancak insanlar tarafından kontrol ediliyor. Uzmanlar yirmi yıl içinde hiçbir şekilde insan kontrolüne tabi olmayan tam otonom savaş makinelerinin kullanılmaya başlanacağını tahmin ediyor.
Konferansa başkanlık eden Fransa'nın BM nezdindeki daimi büyükelçisi Jean-Hugues Simon-Michel ise robotların aynı zamanda ‘sivil, barışçı ve meşru kullanım alanları olduğuna da' dikkat çekti ve bu alanda araştırmaların kısıtlanmaması gerektiğini belirtti.
Cenevre'deki konferans, kasım ayında yapılacak ve konunun daha derinlemesine ele alınacağı bir başka konferansa hazırlık niteliği taşıyor.
15 Mayıs 2014 Perşembe
Bakan Yıldız Temmuz 2013'de Soma kömür madenlerindeymiş!
10 Temmuz 2013 Çarşamba Taner Yıldız Soma'daki madenleri incelemiş.Çok memnun kalmış.İşte o çarpıcı haber...
Bakan Yıldız Manisa Soma'da
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksek Okulu kampusünde ve Türkiye'de elektrik sektörünün kalifiye eleman yetiştiren sayılı kurumlarından biri olan TEİAŞ'ta incelemede bulundu.
Yıldız'a inceleme gezisinde Manisa Valisi Abdurrahman Savaş, Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli, Soma Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin, Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene, ELİ Müessese Müdürü Hakkı Duran, TEİAŞ Eğitim Merkezi Müdürü Hayrullah Saraç, SEAŞ Genel Müdürü Nuri Şerifoğlu da eşlik etti.
Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli ve Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin'den bilgi alan Bakan Yıldız, sınıfları ve laboratuvarları gezerek öğrenim gören kursiyer ve öğrencilerle sohbet etti.
İnceleme gezisinin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Yıldız, Türkiye Kömür İşletmeleri, Elektrik Üretim A.Ş ve TEİAŞ'ın Soma'da eğitime katkı sağladığını ve okul arazisinin 2018 yılına kadar CBÜ'ye protokol kapsamında tahsis edilmiş olduğunu hatırlattı.
Arazilerin Celal Bayar Üniversitesi'ne devredilmesi konusunun gündemde olduğunu söyleyen Yıldız, okulun 16 dönümlük yer talebinde bulunduğunu, arazileri verimli, fonksiyonel kullanmak adına kurumlar arası herhangi bir karşılık beklemeksizin yerleri verdiklerini kaydetti.
Bakan Yıldız, açıklamasının devamında şunları söyledi: "Belediye Başkanımızın ifrazı ile beraber imarda yapılacak değişikliklerle bunu inşallah gerçekleştiririz diye düşünüyorum. Kıymet takdir bedelleri ile alakalı. Üniversitemizi çok yormadan ne tür bir formül bulunabilir bunların üzerinde çalışılacak ve ondan sonra yine Soma'ya güzel bir tesis kazandırılmış olunacak. Göstermelik değil, yalnızca mülkiyetlerin el değiştirmesi olarak değil ama gerçekten fonksiyonel çalışacak bir yapıyı kurgulamamız lazım. Yoksa bütün kitlerin bütün bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşların mülkiyeti hazinenindir. Bizim veya üniversitenin elinde bulunması bizim açımızdan çok farketmez. İnşallah bunu inceledikten sonra ilgili arkadaşlarım da bu konu ile alakalı kamuoyuna açıklama yaparlar."
TEİAŞ'I DA ZİYARET ETTİ
Türkiye'de elektrik sektöründe kalifiye elemanların yetiştirildiği TEİAŞ'ı da ziyaret eden Yıldız, bu denli önemli bir kurumda kullanılan teçhizatların eski olduğunu gördüğünü ve güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
Bakan Yıldız, konuşmasında, "Libya, Afganistan, Irak ve farklı ülkelerden gelip burada eğitim alanlar var. Onlara en son teknolojik cihazlarla eğitimin verilebiliyor olması lazım. Bu açıdan firmalarımız sağolsunlar bu manada bağışları oluyor. Firmalarla konuşacağım ve buradaki bir kısım eğitim tesisatının yenilenmesi ile alakalı girişimde bulunacağız" dedi. Açıklamanın ardından Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Enerji Bakanı Taner Yıldız'a şilt takdim etti. Soma'daki temaslarını tamamlayan Bakan Yıldız, daha sonra helikopterle Soma'dan ayrıldı.
Bakan Yıldız Manisa Soma'da
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulundu. Dün akşam Ramazan ayının ilk iftarını maden ocağında işçilerle açan Taner Yıldız, ilçede bir gün konakladıktan sonra bugün de inceleme gezisine çıktı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksek Okulu kampusünde ve Türkiye'de elektrik sektörünün kalifiye eleman yetiştiren sayılı kurumlarından biri olan TEİAŞ'ta incelemede bulundu.
Yıldız'a inceleme gezisinde Manisa Valisi Abdurrahman Savaş, Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli, Soma Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin, Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene, ELİ Müessese Müdürü Hakkı Duran, TEİAŞ Eğitim Merkezi Müdürü Hayrullah Saraç, SEAŞ Genel Müdürü Nuri Şerifoğlu da eşlik etti.
Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli ve Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yard.Doç. Dr. Ayla Tekin'den bilgi alan Bakan Yıldız, sınıfları ve laboratuvarları gezerek öğrenim gören kursiyer ve öğrencilerle sohbet etti.
İnceleme gezisinin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Yıldız, Türkiye Kömür İşletmeleri, Elektrik Üretim A.Ş ve TEİAŞ'ın Soma'da eğitime katkı sağladığını ve okul arazisinin 2018 yılına kadar CBÜ'ye protokol kapsamında tahsis edilmiş olduğunu hatırlattı.
Arazilerin Celal Bayar Üniversitesi'ne devredilmesi konusunun gündemde olduğunu söyleyen Yıldız, okulun 16 dönümlük yer talebinde bulunduğunu, arazileri verimli, fonksiyonel kullanmak adına kurumlar arası herhangi bir karşılık beklemeksizin yerleri verdiklerini kaydetti.
Bakan Yıldız, açıklamasının devamında şunları söyledi: "Belediye Başkanımızın ifrazı ile beraber imarda yapılacak değişikliklerle bunu inşallah gerçekleştiririz diye düşünüyorum. Kıymet takdir bedelleri ile alakalı. Üniversitemizi çok yormadan ne tür bir formül bulunabilir bunların üzerinde çalışılacak ve ondan sonra yine Soma'ya güzel bir tesis kazandırılmış olunacak. Göstermelik değil, yalnızca mülkiyetlerin el değiştirmesi olarak değil ama gerçekten fonksiyonel çalışacak bir yapıyı kurgulamamız lazım. Yoksa bütün kitlerin bütün bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşların mülkiyeti hazinenindir. Bizim veya üniversitenin elinde bulunması bizim açımızdan çok farketmez. İnşallah bunu inceledikten sonra ilgili arkadaşlarım da bu konu ile alakalı kamuoyuna açıklama yaparlar."
TEİAŞ'I DA ZİYARET ETTİ
Türkiye'de elektrik sektöründe kalifiye elemanların yetiştirildiği TEİAŞ'ı da ziyaret eden Yıldız, bu denli önemli bir kurumda kullanılan teçhizatların eski olduğunu gördüğünü ve güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
Bakan Yıldız, konuşmasında, "Libya, Afganistan, Irak ve farklı ülkelerden gelip burada eğitim alanlar var. Onlara en son teknolojik cihazlarla eğitimin verilebiliyor olması lazım. Bu açıdan firmalarımız sağolsunlar bu manada bağışları oluyor. Firmalarla konuşacağım ve buradaki bir kısım eğitim tesisatının yenilenmesi ile alakalı girişimde bulunacağız" dedi. Açıklamanın ardından Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Enerji Bakanı Taner Yıldız'a şilt takdim etti. Soma'daki temaslarını tamamlayan Bakan Yıldız, daha sonra helikopterle Soma'dan ayrıldı.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Mühendisler'den soma faciası ile ilgili şok iddia!
Soma'daki facia neden yaşandı? Şok iddialar
Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.
Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun'dan çarpıcı bir iddia geldi. Torun, facianın trafo patlaması değil daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu oluşmuş olabileceğini aktardı.
Henüz resmi bir açıklama yok. Facianın kesin nedeni inceleme sonrası ortaya çıkacak.
Manisa'daki maden faciasında yapılan çalışmaları yerinde takip eden Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil ise "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.
Olayın daha önceden işlenmiş bir damarın tutuşmasıyla meydana geldiğinin tespit edildiğini iddia eden Hüseyin Yeşil, "Bizim tespitlerimiz bir ihmalin olduğunu gösteriyor. Bunun araştırılması ve soruşturulması lazım. Sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması lazım" diye konuştu.
ESKİ KÖMÜR MÜ TUTUŞDU?
Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun, Soma'da meydana gelen maden kazasına ilişkin DHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Mehmet Torun, facianın nedeninin trafo patlaması olmayabileceğini iddia ederek; "Her ne kadar sayın Bakan trafo patlaması diye duyurduysa da bizim izlenimlerimize göre, ocağa giremedik henüz ama, aldığımız bilgiler ışığında eski imalat dediğimiz daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu açığa çıkan karbonmonoksitin taban yollara, ana yollara dağılmasıyla 500'e yakın çalışan etkilemesi ve onları zehirlemesi sonucu oluşan büyük bir facia bu. Karbonmonoksit gazı tam yanma olmadan, yarım yanmasında çıkan gazdır. Burada da dünya madencilik tarihinde çok ciddi bir faciayla karşı karşıyayız. Aslında bu bir iş cinayeti. Odamızın daha önce ocaklarla ilgili raporları var. 3 maden mühendisi meslektaşımızı kaybettik. Şu anda 250'ye yakın maden işçisinin cenazesi çıkarıldı. Ve 150 civarında da maden emekçisinin de şu anda mahsur kaldığını biliyoruz" diye konuştu. Torun, facianın olduğu ocağın durumuna ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı; "Açık konuşmak lazım bu havzanın belki de en iyi ocaklarından biri olarak söyleniyor. Daha berbatları var o yüzden söylüyorum. Ama bu eski imalat dediğimiz, eski çalışmalardan mutlaka uzak durulması gerekiyordu. Büyük ihtimalle böyle bir ihmal oldu."
Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.
Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun'dan çarpıcı bir iddia geldi. Torun, facianın trafo patlaması değil daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu oluşmuş olabileceğini aktardı.
Henüz resmi bir açıklama yok. Facianın kesin nedeni inceleme sonrası ortaya çıkacak.
Manisa'daki maden faciasında yapılan çalışmaları yerinde takip eden Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil ise "Gerek bizim aldığımız bilgiler, gerekse arkadaşlarımızın madende yaptığı araştırmalardan olayın bir elektrik arızasından, pano patlamasından ve trafo patlamasından meydana gelmediğini belirledik" iddiasında bulundu.
Olayın daha önceden işlenmiş bir damarın tutuşmasıyla meydana geldiğinin tespit edildiğini iddia eden Hüseyin Yeşil, "Bizim tespitlerimiz bir ihmalin olduğunu gösteriyor. Bunun araştırılması ve soruşturulması lazım. Sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması lazım" diye konuştu.
ESKİ KÖMÜR MÜ TUTUŞDU?
Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun, Soma'da meydana gelen maden kazasına ilişkin DHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Mehmet Torun, facianın nedeninin trafo patlaması olmayabileceğini iddia ederek; "Her ne kadar sayın Bakan trafo patlaması diye duyurduysa da bizim izlenimlerimize göre, ocağa giremedik henüz ama, aldığımız bilgiler ışığında eski imalat dediğimiz daha önce çalışmış kömür damarının kendiliğinden yanması sonucu açığa çıkan karbonmonoksitin taban yollara, ana yollara dağılmasıyla 500'e yakın çalışan etkilemesi ve onları zehirlemesi sonucu oluşan büyük bir facia bu. Karbonmonoksit gazı tam yanma olmadan, yarım yanmasında çıkan gazdır. Burada da dünya madencilik tarihinde çok ciddi bir faciayla karşı karşıyayız. Aslında bu bir iş cinayeti. Odamızın daha önce ocaklarla ilgili raporları var. 3 maden mühendisi meslektaşımızı kaybettik. Şu anda 250'ye yakın maden işçisinin cenazesi çıkarıldı. Ve 150 civarında da maden emekçisinin de şu anda mahsur kaldığını biliyoruz" diye konuştu. Torun, facianın olduğu ocağın durumuna ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı; "Açık konuşmak lazım bu havzanın belki de en iyi ocaklarından biri olarak söyleniyor. Daha berbatları var o yüzden söylüyorum. Ama bu eski imalat dediğimiz, eski çalışmalardan mutlaka uzak durulması gerekiyordu. Büyük ihtimalle böyle bir ihmal oldu."
Etiketler:
bilim,
maden kazaları,
maden mühendisleri,
soma,
teknoloji
8 Mayıs 2014 Perşembe
Bu eski uzay kapsülü 1 milyon euro'ya satıldı.
Sovyetler Birliği döneminden kalma bir uzay kapsülü 1 milyon Euro'ya satıldı.
Merkezi Almanya'nın Köln kentinde bulunan Lempertz Müzayede Evi tarafından Brüksel'de düzenlenen açık artırmada, uzay yolculuğu tarihine ait bazı önemli eşyalar satışa sunuldu.
Bunlardan biri "Voswraschtschajemi Apparat" (dönüş kapsülü) adı verilen bir uzay kapsülüydü. 2.2 metre yüksekliğindeki ve yaklaşık 2 ton ağırlığındaki kapsül, 1970'li yıllarda 3 kozmonotu uzaya taşımıştı.
Müzayede öncesi kapsülün elden geçtiği ve boyandığı belirtildi.
Yine Sovyetler Birliği döneminden kalma iki kozmonot giysisi de açık artırmada satılan eşyalar arasındaydı.
Uzay kapsülü, kimliği gizli tutulan bir kişi tarafından 1 milyon Euro'ya satın alındı. "Sokol-KV2" model uzay giysileri ise 50 ve 55'er bin Euro'dan alıcı buldu. (DW Türkçe)
Akıllı Telefon küçük kızın cebinde patladı.
Samsung Galaxy S2, 7 yaşındaki minik sahibinin cebinde patladı ve büyük zarar verdi.
Geçtiğimiz gün Kazakistan’da gerçekleşen bir olayda, Samsung Galaxy S2, bahçede oyun oynayan Ariana Aitzhan adlı 7 yaşındaki bir kızın cebinde patladı. Bahçeden gelen çığlık sonucu aniden dışarı fırlayan anne ve baba, kızının yerde yattığını ve arkadaşlarının ise şoka girdiğini gördü.
Patlama neyse ki çocuğa ölüm tehlikesi yaratan bir yara vermedi fakat bacağına ciddi şekilde hasar verdi. Ariana deri nakli için hastaneye kaldırıldı ancak, yara izinin ameliyat sonrasında da kalacağı söyleniyor. Ebeveynler ise kızlarının hâlâ olayın şokunda olduğunu belirtiyor.
Kızın babası, olayın neden kaynaklandığını ve suçlularının bulunmasını istiyor. Samsung yetkilileri ise aileye bir tazminat ödemeyi ve kızın bütün plastik cerrahî masraflarını ödemeyi kabul etti. Olayın incelemeleri hâlâ devam ediyor.
Tablet ve akıllı telefonlar çocuklar için tehlike saçıyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Temel Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Gümüş, günümüzde vatandaşı bekleyen sinsi hastalıklardan birisinin kuru göz rahatsızlığı olduğunu belirtti.
Doç. Dr. Gümüş, daha fazla yaşlı ve genetik sorunu olan kişilerde görülmüş olan kuru göz rahatsızlığının artık 20’li yaşlara kadar düştüğünü ifade ederek, “Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon çocuklarda kuru göz rahatsızlığı riskini artırıyor” diye belirtti.
“Kuru göz hastalığı toplumda çok fazla yaygın olan fakat bilinmeyen, fark edilmeyen bir hastalık” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, yoğun bir şekilde bu hastalığın insanlarda görüldüğü ve gün geçtikçe de şikayetlerin arttığına göze çarptı. Hastalığın birden fazla nedeni olduğunu işaret eden Doç. Dr. Gümüş, “Bütün insanlarda gözyaşı var. Bu gözyaşı kişilere gözlerimizi çok fazla daha rahat konforlu kullanıyor ve görme açısından faydası var. Ne vakit gözyaşının kalitesi bozuluyor yada görme oranı azılıyor. O vakit arıza başlıyor. Daha ileriye giderse gözde hasarlar kalıcı olabiliyor. Bizlerde bu hasar oluşmaması için çaba sarf ediyoruz. Zira bazı hasarlarda geriye dönüş olmuyor. Hastalarımıza bunu iletiyoruz. Topluma iletiyoruz. Duyarlılık oluşması şart” diye belirtti.
'TEKNOLOJİK GELİŞMELER GÖZ YAŞININ BUHARLAŞMASINA NEDEN OLUYOR'
Doç. Dr. Koray Gümüş, teknolojik gelişmelerin, klima yoğunluğu sebebiyle riskin daha da arttığına dikkat çekerek, klimalı ortamlarda bilgisayar karşısında çok fazla daha çok vakit harcamanın sıkıntıları birlikteliğinde getirdiğini anlattı. “Bu çok büyük risk oluşturuyor” diyen Gümüş, “Bizler gözlerimizi istemeden refleks olarak, olağan hayatımızda olması lazım gelen hareket gözleri kırpıyoruz. Ama bilgisayarın problem oluşturmasındaki en mühim neden gözlerimizi daha az kırpıyoruz. Gözler daha çok açık kalıyor. Açık kaldıkça göz yüzeyinde sıkıntılar oluyor. Gözyaşı buharlaşıyor. Göz kuruluğu şikayetleri başlıyor. Yanma, batma, gözde kum var imiş gibi hissetme, sürekli gözü kapatma, ağırlık hissi oluşmakta. Bu şikayetler toplumun çok büyük bir kısmında bazı zamanlar ve her daim karşımıza çıkıyor. Duyarlı olmak gerekiyor” diye açıkladı.
Göz kuruluğu şikayetinde bayanların erkeklere göre daha fazla risk grubunda olduğunu ifade eden Doç. Dr. Gümüş, doğuştan ya da genetik nedenlerden binaen var olan hastaların dışında artık 20’li yaşlardaki fazlasıyla insanın bile kendilerine bu şikayetle başvurduğunu anlattı. Bir hastanın yaşadığı şikayetle alakalı gelmekde olduğu noktayı ifade eden Gümüş, şunları belirtti; “Hastamızın sedef rahatsızlığı vardı. Hiç göz hekimine gitmemiş. Gözdeki problemlerinden haberi yok. Kirpik diplerinde problem var. Kirpik dibi iltihabı ve ona bağlı gözyaşı sorunu var. Hastanın gözün en ön tabakasında korneasında delinme ile geldi. Bu stil vakalar oluyor. İş işten geçmeden tedbirleri alınması lazım gelir. Bu mevzuda tedbir almak lazım gelir.
'KURU GÖZ HASTALIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GÖRÜLMEYE BAŞLADI'
Doç. Dr. Gümüş, günümüzde 3 yaşındaki çocuğun direk bilgisayar karşısında, tablet, akıllı cep telefonunda oyun oynayarak yaşama başladığını anlatarak, “Buda göz kırpmayı azaltıyor. Bu yıllar içinde gözün ön yüzeyinde sıkıntılar başlıyor. Bu durumda olan çok fazla hasta var. Eskiden 20’li yaşlarda çok fazla çok kuru göz hastalığı görmezdik. Ama şimdi çok fazla görüyoruz. Yaş geriye doğru geldi ve bu lazım gelen önlem alınmazsa daha da gelecek gibi” diye belirtti.
'KORNEASINI KAYBETME AŞAMASINA GELEN HASTAMIZ VAR'
“Göz kuruluğunda ileri safhasında, yaş ilerledikçe sorunlar kulağa çok fazla kolay tanı gibi gelebiliyor. Ama dolasıyla bizler hekim olarak çok fazla uygunsuz vakalar gördük” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, bunun görme kaybı yapabilecek düzeyde olabildiğini anlattı. Gümüş, şu uyarıda bulundu; “Korneasında delinme ile gelen hasta oldu. Ameliyat oldu. Kimi durumlarda kornea gözün ön yüzeyinde yapışma olabiliyor. Göz iltihabı ile beraber bu isteksizlik ortaya çıkıyor. Mutlaka bizlerin muayene etmemiz lazım gelir. Yoksa insanımız bunu bilemez. Görme kalitesi ve düzeyi bozulabilir. Görme ön yüzeyinde yapışıklık oluşmakta. Bunlar ciddi sıkıntılar. Bu noktalara gelmese bile kişiler göz kuruluğu sebebiyle hayat kaliteleri bozulmuştur. Bozulduğunun farkında da olmayabilirler. Görme kaybı da olabilir.”
Doç. Dr. Gümüş, daha fazla yaşlı ve genetik sorunu olan kişilerde görülmüş olan kuru göz rahatsızlığının artık 20’li yaşlara kadar düştüğünü ifade ederek, “Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon çocuklarda kuru göz rahatsızlığı riskini artırıyor” diye belirtti.
“Kuru göz hastalığı toplumda çok fazla yaygın olan fakat bilinmeyen, fark edilmeyen bir hastalık” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, yoğun bir şekilde bu hastalığın insanlarda görüldüğü ve gün geçtikçe de şikayetlerin arttığına göze çarptı. Hastalığın birden fazla nedeni olduğunu işaret eden Doç. Dr. Gümüş, “Bütün insanlarda gözyaşı var. Bu gözyaşı kişilere gözlerimizi çok fazla daha rahat konforlu kullanıyor ve görme açısından faydası var. Ne vakit gözyaşının kalitesi bozuluyor yada görme oranı azılıyor. O vakit arıza başlıyor. Daha ileriye giderse gözde hasarlar kalıcı olabiliyor. Bizlerde bu hasar oluşmaması için çaba sarf ediyoruz. Zira bazı hasarlarda geriye dönüş olmuyor. Hastalarımıza bunu iletiyoruz. Topluma iletiyoruz. Duyarlılık oluşması şart” diye belirtti.
'TEKNOLOJİK GELİŞMELER GÖZ YAŞININ BUHARLAŞMASINA NEDEN OLUYOR'
Doç. Dr. Koray Gümüş, teknolojik gelişmelerin, klima yoğunluğu sebebiyle riskin daha da arttığına dikkat çekerek, klimalı ortamlarda bilgisayar karşısında çok fazla daha çok vakit harcamanın sıkıntıları birlikteliğinde getirdiğini anlattı. “Bu çok büyük risk oluşturuyor” diyen Gümüş, “Bizler gözlerimizi istemeden refleks olarak, olağan hayatımızda olması lazım gelen hareket gözleri kırpıyoruz. Ama bilgisayarın problem oluşturmasındaki en mühim neden gözlerimizi daha az kırpıyoruz. Gözler daha çok açık kalıyor. Açık kaldıkça göz yüzeyinde sıkıntılar oluyor. Gözyaşı buharlaşıyor. Göz kuruluğu şikayetleri başlıyor. Yanma, batma, gözde kum var imiş gibi hissetme, sürekli gözü kapatma, ağırlık hissi oluşmakta. Bu şikayetler toplumun çok büyük bir kısmında bazı zamanlar ve her daim karşımıza çıkıyor. Duyarlı olmak gerekiyor” diye açıkladı.
Göz kuruluğu şikayetinde bayanların erkeklere göre daha fazla risk grubunda olduğunu ifade eden Doç. Dr. Gümüş, doğuştan ya da genetik nedenlerden binaen var olan hastaların dışında artık 20’li yaşlardaki fazlasıyla insanın bile kendilerine bu şikayetle başvurduğunu anlattı. Bir hastanın yaşadığı şikayetle alakalı gelmekde olduğu noktayı ifade eden Gümüş, şunları belirtti; “Hastamızın sedef rahatsızlığı vardı. Hiç göz hekimine gitmemiş. Gözdeki problemlerinden haberi yok. Kirpik diplerinde problem var. Kirpik dibi iltihabı ve ona bağlı gözyaşı sorunu var. Hastanın gözün en ön tabakasında korneasında delinme ile geldi. Bu stil vakalar oluyor. İş işten geçmeden tedbirleri alınması lazım gelir. Bu mevzuda tedbir almak lazım gelir.
'KURU GÖZ HASTALIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GÖRÜLMEYE BAŞLADI'
Doç. Dr. Gümüş, günümüzde 3 yaşındaki çocuğun direk bilgisayar karşısında, tablet, akıllı cep telefonunda oyun oynayarak yaşama başladığını anlatarak, “Buda göz kırpmayı azaltıyor. Bu yıllar içinde gözün ön yüzeyinde sıkıntılar başlıyor. Bu durumda olan çok fazla hasta var. Eskiden 20’li yaşlarda çok fazla çok kuru göz hastalığı görmezdik. Ama şimdi çok fazla görüyoruz. Yaş geriye doğru geldi ve bu lazım gelen önlem alınmazsa daha da gelecek gibi” diye belirtti.
'KORNEASINI KAYBETME AŞAMASINA GELEN HASTAMIZ VAR'
“Göz kuruluğunda ileri safhasında, yaş ilerledikçe sorunlar kulağa çok fazla kolay tanı gibi gelebiliyor. Ama dolasıyla bizler hekim olarak çok fazla uygunsuz vakalar gördük” diyen Doç. Dr. Koray Gümüş, bunun görme kaybı yapabilecek düzeyde olabildiğini anlattı. Gümüş, şu uyarıda bulundu; “Korneasında delinme ile gelen hasta oldu. Ameliyat oldu. Kimi durumlarda kornea gözün ön yüzeyinde yapışma olabiliyor. Göz iltihabı ile beraber bu isteksizlik ortaya çıkıyor. Mutlaka bizlerin muayene etmemiz lazım gelir. Yoksa insanımız bunu bilemez. Görme kalitesi ve düzeyi bozulabilir. Görme ön yüzeyinde yapışıklık oluşmakta. Bunlar ciddi sıkıntılar. Bu noktalara gelmese bile kişiler göz kuruluğu sebebiyle hayat kaliteleri bozulmuştur. Bozulduğunun farkında da olmayabilirler. Görme kaybı da olabilir.”
7 Mayıs 2014 Çarşamba
İpad'ler gözden düştü.
Araştırma şirketi IDC'nin açıkladığı son rakamlar Apple'ın sektörün lideri olan iPad'lerinin hızla pazar kaybettiğini gözler önüne serdi.
IDC'nin raporlarına göre, Apple'ın tabletleri her geçen gün daha az satıyor. Samsung ve Lenovo ise tablet konusunda Apple'dan açılan boşluğu seve seve dolduruyor.
Apple bir önceki çeyrekte 19.5 milyon iPad satmışken, son çeyrekteki satış rakamı 16.4 milyonda kaldı. Daha da acısı, Apple'ın iki çeyrek önce 26 milyonluk iPad satışıyla karşılaştırılınca, 16.4 milyonluk satış, 10 milyon adetlik düşüşü işaret ediyor.
Samsung ise tablet satışlarını geliştiriyor: Son çeyrekteki satış rakamları 11.2 milyon adet olarak gerçekleşti. Bir önceki çeyrek satışı ise sadece 8.5 milyondu.
Lenovo adet bazında 2.1 milyonluk satışıyla rakiplerinin gerisinde kalmış olsa da, bir önceki çeyreğe oranla satışlarını yüzde 224 arttırarak bir rekor kırmış bulunuyor.
Son çeyrekte satılan toplam tablet sayısı ise 50.4 milyon adede ulaştı.
IDC'nin raporlarına göre, Apple'ın tabletleri her geçen gün daha az satıyor. Samsung ve Lenovo ise tablet konusunda Apple'dan açılan boşluğu seve seve dolduruyor.
Apple bir önceki çeyrekte 19.5 milyon iPad satmışken, son çeyrekteki satış rakamı 16.4 milyonda kaldı. Daha da acısı, Apple'ın iki çeyrek önce 26 milyonluk iPad satışıyla karşılaştırılınca, 16.4 milyonluk satış, 10 milyon adetlik düşüşü işaret ediyor.
Samsung ise tablet satışlarını geliştiriyor: Son çeyrekteki satış rakamları 11.2 milyon adet olarak gerçekleşti. Bir önceki çeyrek satışı ise sadece 8.5 milyondu.
Lenovo adet bazında 2.1 milyonluk satışıyla rakiplerinin gerisinde kalmış olsa da, bir önceki çeyreğe oranla satışlarını yüzde 224 arttırarak bir rekor kırmış bulunuyor.
Son çeyrekte satılan toplam tablet sayısı ise 50.4 milyon adede ulaştı.
15 Ağustos 2013 Perşembe
Benzin de her depo da 4 litre kazık!
Benzinin 5TL olması yetmedi bir de böyle kazıklıyorlar!
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) "Fiyatınızı düşürün" uyarısının ardından birkaç kuruş indirim yapan akaryakıt şirketlerinin LPG'deki pompa vurgununu mahkeme tescilledi. LPG'li araçlardaki pompa oyunları, tüketicinin her depoda en 4 litre kazıklandığını ortaya çıkardı. Uzmanlar yolsuzluğa 'meteorolojik vurgun' adını taktı. Vurgunu yapan istasyon cezalandırıldı.
HER DEPODA 3 LİTRE UÇUYOR
Sabah'ın haberine göre; Adana 8. Asliye Mahkemesi, benzin istasyonlarında yapılan LPG hırsızlığını tespit etti. Yaklaşık 3 milyon 500 bin LPG'li araç sahibini ilgilendiren karar, aracına gaz doldurmak için istasyonlara gelen vatandaşın nasıl soyulduğu gözler önüne serdi. Olay, Adana'daki bir istasyonda aracına LPG doldurtan Bülent Özgür Çetin'in dikkati üzerine ortaya çıktı. Aracın LPG tankı 41 litre olmasına rağmen, sayaç 44 litreyi gösterdi. Tüketici Çetin, sayaçta 44 litrelik gaz doldurulduğu gösterilince konuyu istasyon çalışanlarına iletti. Sonuç alamayınca mahkemeye dava açan Çetin, "41 litrelik depo emniyet nedeniyle 38 litre gazdan sonra alımı durdurur. Benden fazla para alındı. Bu nedenle de davayı açtım" açıklaması yaptı.
SICAKLARDA ATC'YE DİKKAT
Mahkemenin, makine mühendisleri odasından bilirkişi olarak tayin ettiği Prof. Dr. Abdülkadir Ekşi'nin raporu ise istasyonların nasıl 'hava' sattığını ortaya çıkardı. LPG depolarının emniyet nedeniyle yüzde 80'inin doldurulması gerektiği belirtilen raporda şu görüşlere yer verildi: "41 litrelik depoya 32.8 litre gaz doldurulması gerekiyor. Bu olayda ise akaryakıt pompasının ayarı ile oynanarak daha az gaz verildi. Meteorolojik vurgun adı verilen yönteme göre, rafineriden 15 derece sıcaklığında çıkan LPG'nin aynı ısı derecesinde depolara doldurulması gerekiyor. Bunu ise ATC makinesi sağlıyor. Sıcak havalarda ATC'yi kapatarak gazın genleşmesi sağlanıyor ve daha az gaz veriliyor." Adana'daki mahkeme istasyon müdürüne dolandırıcılık suçundan 1 yıl hapis ve 500 TL de para cezası verdi.
POMPA BASINCI ARTIRILIYOR
Mahkemenin atadığı bilirkişi Prof. Dr. Abdülkadir Ekşi, diğer hırsızlık yönteminin ise pompa basıncının artırılmasıyla yapıldığını söyledi. Ekşi raporunda "Bir diğer hilede de pompa basıncı ayarıyla oynanıyor. 10-11 bar olması gereken pompa basıncı artırılarak, depoya gaz gitmediği halde fazla basınçla sayaç daha çok gaz verilmiş gibi işlem yapıyor" dedi. Adana 8. Asliye Mehkemesi de, tüm bu toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tarafların ifadelerine dayanarak istasyonun Sorumlu Müdürü Ejder Köymen'i suçlu buldu. Köymen'e 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezası verildi. Karar halen temyiz aşamasında bulunuyor.
BU DAVA BİR İLK OLDU
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, Adana'da açılan davanın tüm tüketicilerin elini güçlendirdiğini söyledi. Özellikle LPG istasyonlarında yapılan yolsuzluklar açısından bu davanın bir ilk olduğunu belirten Eroğlu "Bu konuda bazı şikâyetler geliyordu. Ancak böyle bir olay hiç gelmemişti. Üstelik mahkeme de yapanları suçlu bularak, hapis ve para cezası verdi. Bu caydırıcı olacaktır" dedi.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Akaryakıt istasyonu gazın ısısını 15 derecede sabit tutan ATC makinesini sıcak havalarda kapatıyor.
Böylece ısınan gaz genleşiyor. Depoya gaz ve hava birlikte giriyor. Böylece satılan gaz miktarı 38 litre görünmesine rağmen aslında 35 litre satılıyor. Bir diğer yöntemde ise LPG pompalarının basınç ayarları artırılarak depoya gazın yüksek basınçla girmesi sağlanıyor.
Maden kazalarına önce robotlar müdahale edecek
Türkiye’de maden kazalarından sonra madencilere ulaşılamaması sebebiyle yaşanan can kayıpları TÜBİTAK ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’nu (TKİ) harekete geçirdi.
TÜBİTAK kaza sonrası gerçekleştirilen arama-kurtarma çalışmalarında uzaktan kontrollü mobil robotlar geliştirdi. Robotlarla kazalara hızlı müdahale edilerek can kaybının en aza indirilmesi hedefleniyor.
Türkiye’de göçük, grizu patlaması, gaz zehirlenmesi, sel ve su baskını gibi sebeplere bağlı olarak yaşanan maden kazalarında 1941 yılından bu yana 4 bin kişi hayatını kaybetti. Bu kayıpların bir kısmı kazadan sonra hayatta kalan madencilere zamanında ulaşılamamasından kaynaklanıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, TÜBİTAK ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu arasında imzalanan projeyle arama-kurtarma sırasında yaşanan yaralanma, gaz zehirlenmesi gibi tehlikeli durumların ortadan kaldırılmasının amaçlandığını söyledi. Maden kazaları sonrası arama-kurtarma çalışmalarında, madenin ve galerilerin kazadan sonraki mevcut durumunun bilinememesinin kayıp riskini artırdığına işaret eden Bakan Ergün, “Arama-kurtarma ekipleri doğrudan madene girip muhtemel gaz sızıntısı tehlikesine karşın ellerindeki gaz dedektörleri ile ölçüm yapıyor. Ancak ölçülen gaz seviyesi tehlikeli değerlere ulaştığında arama-kurtarma ekibi kendini doğrudan tehlikenin içinde buluyor. Robotla müdahale ile bu risklerin en aza indirilmesi hedefleniyor.” dedi.
TÜBİTAK kaza sonrası gerçekleştirilen arama-kurtarma çalışmalarında uzaktan kontrollü mobil robotlar geliştirdi. Robotlarla kazalara hızlı müdahale edilerek can kaybının en aza indirilmesi hedefleniyor.
Türkiye’de göçük, grizu patlaması, gaz zehirlenmesi, sel ve su baskını gibi sebeplere bağlı olarak yaşanan maden kazalarında 1941 yılından bu yana 4 bin kişi hayatını kaybetti. Bu kayıpların bir kısmı kazadan sonra hayatta kalan madencilere zamanında ulaşılamamasından kaynaklanıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, TÜBİTAK ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu arasında imzalanan projeyle arama-kurtarma sırasında yaşanan yaralanma, gaz zehirlenmesi gibi tehlikeli durumların ortadan kaldırılmasının amaçlandığını söyledi. Maden kazaları sonrası arama-kurtarma çalışmalarında, madenin ve galerilerin kazadan sonraki mevcut durumunun bilinememesinin kayıp riskini artırdığına işaret eden Bakan Ergün, “Arama-kurtarma ekipleri doğrudan madene girip muhtemel gaz sızıntısı tehlikesine karşın ellerindeki gaz dedektörleri ile ölçüm yapıyor. Ancak ölçülen gaz seviyesi tehlikeli değerlere ulaştığında arama-kurtarma ekibi kendini doğrudan tehlikenin içinde buluyor. Robotla müdahale ile bu risklerin en aza indirilmesi hedefleniyor.” dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















